Jump to content

Leaderboard


Popular Content

Showing most liked content since 01/22/2016 in all areas

  1. 28 points
    LoveBorg

    Subaru Levorg Kullanıcı Yorumlarım

    Forum’a tekrar merhaba. Başka bir şey ararken tesadüfen bu forumu gördüm ve paylaşımların ne kadar pozitif ve yapıcı olduğunu görünce üye olmaya karar verdim. Sizlerle araçla ilgili kendi deneyimleri paylaşmak için bu yazıya giriştim ama yazdıkça yazıyorum, bir yerde durmam lazım dedim. Olduğu kadarıyla diyerek buraya koyuyorum, sürçülisan ettiysek şimdiden af ola. Her şeyden önce, Levorg’u gördüğüm anda bu araca görsel olarak vuruldum. Bunu başka bir şekilde ifade etmem mümkün değil. Yıllardır beni bu denli heyecanlandıran bir şey olmamıştı. Beğenmediğim hiçbir görsel öğesi yoktu, ne dışında, ne içinde. Her şeyin dört dörtlük tasarlandığı ve uygulandığı görüşündeydim. Ama CVT olduğunu gördüğümde, bu şanzımandan 3 yılda bıkan mevcut bir Qashqai sürücüsü olarak kafamda ciddi soru işaretleri oluşmuştu. 13-14 sene önce bir WRX’in yolcu koltuğunda yaptığım kısa gezinti hafızamın tozlu köşelerinden su yüzüne çıkınca, bu görünüme bu şanzıman nasıl olur diye merak edip test sürüşüne gittim, iyi ki de gitmişim J Değerlendirmelerime ışık tutması açısından daha önce kullandığım araçlar: 1994 Doğan, 1980 911-Super Carrera, 2000 Escort, 2001 Golf, 2006 Yamaha Dragstar 650cc, 2006 Alfa 147, 2012 Qashqai. Aralarında en çok Alfa’yı 6 yıl, Qashqai'yi de son 3 yıl kullandım. Performans Alfa, stil olarak spor bir arabaydı ama performansı ve tüketimi Escort’tan farksızdı. QQ deki CVT den sonra da bir daha asla CVT almam sanıyordum ama Levorg tükürdüğümü çabuk yalattı. Tabii, bu iki şanzımanın aslında kıyaslanamayacağını belirtmem lazım, spektrumun farklı uçlarındalar. Özellikle Levorg’un ilk hızlanması, birinci saniyeden sonra dizginleme bile gerektirebiliyor. Her pedala basışta rafine olduğunu net bir şekilde hissettiren DIT motor, düşük hızlarda istikrarlı olarak çok seri ve akıcı tepkiler veriyor. Uzun yoldaki ara hızlanmaları ise biraz sönük olmakla beraber yarışa katılmayacaksanız işinizi görüyor. Aracın yol tutuşu ise rüyaları süsleyecek cinsten. Kullandığım araçlar arasında bunu 911 ile bile kıyaslamaya yeltenebilirdim bu kadar uzun bir araç olmasaydı. Hatta, mesela bir noter testi yapılsaydı ve hangi araç olduğunu bilmeden, Alfa 147, Golf ve Levorg süren şoförlere bunlardan hangisi kompakt bir steyşın diye sorsalardı, hiçbiri Levorg demezdi. Ciddi bir araba dünyası takipçisi olmamakla beraber araba sürmeyi çok seven biriyim. Evde direksiyonlu simülasyon düzeneğim bile var. Bu anlamda, tekrar gerçek dünyada keyifle araba sürmeye başladım. Yola her hızda pençe geçirerek koşan bir kedi izlenimi veren bu araç gerçekten kullanması saf sürüş zevkleri barındırıyor, izninizle bunu burada daha fazla ballandırmaya çalışmayacağım. Tüketim Yakıt ekonomisinden bahsetmek gerekirse, piyasadaki AWD olmayan araçlarla kıyaslandığında, ve daha önce hiç AWD kullanmamış biri olarak gördüğüm (ve beklediğim üzere), bu araç yakıtı çok ekonomik kullanmıyor, özellikle de şehir içinde, (ekonomik kullanmaya çalışmaya rağmen). Üstüne, her dijital göstergenin bir yerinde yakıt tüketimiyle ilgili bilgi veriyor ve gönül rahatlığıyla gazı kökletmiyor Son iki ayda gördüğüm değerlerden bahsedeyim: Şehir içinde ise son depomda ortalamam 11 civarı. İlk zamanlarda 12+ gördüğüm de oldu çünkü günlük normal iş rotam çok kısa, dur kalklarla ve yokuşlarla dolu, ortalama hızım muhtemelen 30 civarı. Genel şehir içi kullanımda, ekonomiye dikkat ederek bu değeri 10’un, ve hatta trafiğe çok takılmadan günde en az 10-15 km yol yapıyorsanız, 9’un altına çekebilirsiniz ama fazla bir beklentiniz olmamalı bence, şahsen aracı alırken benim yoktu. O yüzden bunlar şikayet veya negatif eleştiri olarak yorumlanmasın. Sonuç: şehir içi menzilim 60 litre depoya 475 km gibi. Bunun yaz lastikleriyle artmasını bekliyorum. Son zamanlarda Ankara-Mersin uzun yol yapma fırsatım da oldu. Yola çıkarken trip sayacını, ve (otomatikman) tüketimi, sıfırladım. Giderken tüketim 6.8 e kadar indi ama dönüşteki depoyla (yine sıfırladım) 8’de kaldı. Rakımdan mı kaynaklandı yoksa gidiş yönünde ikinci yarıyı eşimin devralmasından mı bilmiyorum, (o kullanırken daha az yakıyor :). Bu değerleri 120-130 km ile giderek yakaladım. Fikir vermesi açısından, 130 ile giderken devir göstergesi 2500’e dayanıyor. Devri iki binin altına indirip 100+ ile giderseniz eminim tüketim net bir şekilde düşecektir. Ama bu haliyle bile menzil 750+ göründü. Bu arada verdiğim bütün değerler aracı anahtar teslim aldığım Yokohama kış lastikleri ile ve Intelligent drive modunda elde edildi. Araç yükü: iki yetişkin, bebek ve birkaç valiz (normal bebekli ailenin yarısı valiz hayal edin) vs. Bir de uzun yolda aracın sağa çektiğini fark ettim, bunun da minimal düzeyde negatif bir katkısı olmuştur tahminimce. Lastik değişiminde çekmeyi serviste kontrol ettireceğim. Uzun yol dahil genel tüketim ortalamam 9.4. Tüketim açısından bir parantezi de auto start-stop için açayım, son depoda toplam yaklaşık 10 dk. devreye girerek 120 mililitre tasarruf etmiş görünüyor. Şu bir gerçek, araç sport tourer sınıflandırmasını sonuna dek hak ediyor, mühendisler bu aracın hamurunu adeta uzun yol için yoğurmuş. Sırf bu yüzden daha fazla şehir dışına çıkma fırsatları kollayacağım. Hatta şu anda nisanda bir Kayseri yolu göründü. Yaz lastikli performans ve uzun yol tüketim değerlerini o zaman tekrar paylaşırım. (Bu arada, Kaman-Kırşehir, Kırıkkale-Kırşehir, Aksaray-Nevşehir rotalarından tavsiyeniz var mıdır? Aksaray rotasını güneye giderken çok kullanıyorum, rahat bir yol, ama diğer ikisinden hiç gitmedim, denemeye değer mi? Yol rahatsa değişiklik olsun diye gidebilirim.) Aracı yüksek performans için neredeyse hiç zorlamadım, yani 4000 devir üzerine pek çıkmadım (rodaj için dikkat edeceğim derken alışkanlığa dönüştü galiba). Spor modda veya manuel kullanma gereği de hissetmedim açıkçası. Bu anlamda performansı için ek bir şey söyleyemeyeceğim çünkü Intelligent modu bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılıyor. Manuel el pedallarını sadece yokuş aşağı motor freni yapmak istediğim yerlerde düzenli olarak kullanıyorum, o kadar. Ha, selektör yapayım derken vites düşürdüm mü, evet J Konfor Araç genel anlamda oldukça konforlu. Spor ön koltuklar sizi güzelce kavrıyor, arabada bir yere sabitlenmemiş cisimler sağa sola uçuşabilirken, siz yerinizde kalıyorsunuzJ Sürücü koltuğunun oturma pozisyonundan çok memnunum. Bu aracı almadan önce çok araç gezdim, hiçbirinde böyle bir yola hakimiyet hissi yoktu, uzun süreli kullanım sonucunda da hala aynı düşünüyorum. Yine de ön koltuk benim gibi uzun boylular için birazcık sıkıntılı gelebilir, ama aşkın gözü kör oluyor işte, kısaca keyfime diyecek yok. Arka koltuk diz ve tavan mesafesi oldukça iyi, kabinin arkası rahat ve çok ferah, bunları cam tavanlı eski bir QQ sahibi olarak söylüyorum, QQ arkada bu kadar geniş iç hacimli değildi, hatta basıktı. Koltuklarda kullanılan deri çok yumuşak, adeta kumaş gibi, insan oturmaya kıyamıyor. Kabin içerisinde bütün koltukların her yöne görüş açıları çok ferah. Önde sürücü için oldukça dikey bir pozisyon var, A kolonu incecik, kör noktalar çok az. İki yaşındaki oğlum arkaya bakan çocuk koltuğunda oturuyor. Araç bu anlamda da çok ferah bir ortam sunuyor ve arkaya doğru geniş bir atmosferi var. Konforun önemli bir kısmını süspansiyon oluşturuyor. Süspansiyon sportif sertlikte ve düzgün yollarda keyfi arttırıyor. Genel anlamda ufak tefek çukurlarda araç çok sallanmıyor ve işini iyi yapıyor. Hatta QQye kıyasla daha az sallanıyor ve az ses çıkarıyor. Öte yandan, büyük çukur ve tümseklerde daha sert tepkiler verebiliyor, özellikle arkadaki yolcular bunu daha çok hissediyor. Ama bence süspansiyonun asıl derdi, uzunlamasına (rampa gibi) tümseklerde ortaya çıkıyor, çünkü araç yukarı doğru ciddi bir zıplama yapıyor. Genel anlamda, sürekli aile ile dolaşanlar konfordan ödün verdiğini düşünebilirler veya buna çok dikkat ederek kullanıp sürüş keyfinizden kısmen vazgeçmeniz gerekebilir. Zaten ince yanaklı lastiklerle, dandik kasis ve çukur cenneti memleketimizde hiç dikkat etmemek gibi bir lüksünüz olamaz diye düşünüyorum, çünkü bu sefer araca hasar gelmesi söz konusu olabilir veya belki de sürüş güvenliğiniz sekteye uğrayabilir. Diğer izlenimler Direksiyonla ilgili ilk izlenimim, yavaş/gecikmeli tepki verdiğiydi ama şu anda alıştım. Bunu yine QQ ile kıyaslayacak olursam, Levorg’un biraz daha sert bir direksiyonu olduğunu söyleyebilirim, sanırım bu yüzden daha anlık tepkiler bekledim. Onun dışında direksiyondan, boyutu, ele gelişi, D şeklinin düşük hızlarda manevra kabiliyetine kattığı artılardan vs. memnunum. Bagajı, saklama hazneleri ve cepleri bence çok kullanışlı. Bagajda alışveriş poşetleri için 3 kg kadar asılmak üzere iki açılır askı koymuşlar, çok pratik. Torbaların bagajda sağ sola yuvarlanmalarına engel oluyor. Güvenlik donanımlarının başarılı olduğunu ve işe yaradığını düşünüyorum. Kör nokta uyarı sistemi hem sürüş esnasında hem de park yeri çıkışlarında dikkatinizi dağıtmadan ekstra bir göz olmayı çok etkili bir şekilde başarıyor. Yani güvenlik donanımı var mı var gibi boş özellikler değil (bkz. sesli komut). Dikkatimi çeken ilginç bir detaydan bahsetmek istiyorum. Aracın içindeki bütün sesler, elektronik uyarı sesleri, sinyal sesleri, devreye giren çıkan özelliklerin çıkardığı minik sesler, mekanik sesler, aklınıza gelebilecek tüm sesler, hatta silecek sesi, hepsine bayıldım. Araç sesleriyle sizi rahatsız etmeden, huzur ve güven veriyor. Ses konusunda tek şikayetim, bazı incelemelelerde de yakınıldığı üzere, boxer motorun sesini içeride yeterince duyamamak! Eksileri ve eksikleri: Arka park sensörünün hatta ön park sensörünün olmaması. Gerçek olay: Aracımın yanına gelip arka tampona yakından bakan öğrencilerim oldu. Ne yapıyorsunuz dedim, sensörleri arıyoruz dediler J Aracı alırken eksik olduğunu bildiğim en önemli eksik. Genel anlamda, bu araç için yapacağım en büyük eleştiri bu olacak, hele ki bu ölçülerde bir araç için. Günümüzde kendi kendine park olan araçlar varken, uzaktan kumandayla park olan araçlar varken, park asistler varken, sadece arka kamerayla yetinilmesi, daha doğrusu sensörden daha iyi olduğunun düşünülmesi bence büyük bir yanlış. Çünkü kamera şu demek, ya aracın etrafına bakacaksınız ya da arkaya. Oysa ses uyarısı sadece arkaya odaklanmadan etrafınıza bakarak hareket etmenize olanak tanıyor. Eşim QQ ide sesli uyarı olmasına rağmen park yerinden geri geri çıkarken ağlayan bebek yüzünden dikkati dağılarak aracı bir sütuna çarpmıştı. Eşimden de gördüğüm üzere, park konusunda kadın sürücülerin bu araçta daha fazla sorun yaşayacağını düşünüyorum. Üstelik bu yağışlı mevsimlerde, sürekli yağmur çamur olan kamera tamamen kullanışsız. Dokunmatik infotaintment ekranı ve Bluetooth. Ekran tepkileri bence oldukça yavaş ama bu kısmı pek umurumda değil. Asıl derdim sistemin telefon kayıtlarını araca her binildiğinde yeniden indirmemesi. Bunun yerine tüm rehberi manuel olarak bir kere indiriyorsunuz, son aramaları da sadece aracın içinden yaptığınız aramaların kaydını tutuyor, ki bu oldukça işe yaramaz bir özellik. Yani diyelim araca binmeden birini aradınız, araca bindikten sonra bir daha o kişiyi aramak isterseniz, son arananla ekranında görünmüyor ve rehberden tekrar bulmanız gerekiyor. Kayıtlı bir numara değilse iyice geçmiş olsun, telefonu olduğu yerden çıkarıp telefondan aramanız gerekiyor. Farklı kayıtlı telefonlar arası otomatik geçiş yapmaması. Telefonla ilgili bir başka sorun da birden fazla telefon eşleştirirseniz (5’e kadar mümkün) bunlar arasında geçişi manuel yapmanız gerekiyor. Örnek, kendi ve eşinizin telefonunuzu eşleştiriyorsunuz ama araç bir seferde sadece biriyle bağlantı kurmak üzere tasarlanmış. En son hangi telefon seçildiyse o telefon araçtaysa bağlantı kuruyor, birinci telefon gelmedi ama ikinci burada, bari ona bağlanayım demiyor. İkinci kullanıcı ayarlara girip kendi telefonunu seçmesi gerekiyor. 2012 model QQ bu telefon konusunda nasıl olduysa daha başarılıydı. Bu, beklemediğim cinsten sürpriz bir eksi benim için. Diğer temenniler Sürekli değişen sürücüler için hafızalı koltuk olabilirdi. Koltuk zaten elektrikli, bir aile arabası olduğunu düşünürsek, benim gibi eşiyle aracı sık değiştiren tek arabalı aileler bu çok kullanışlı olurdu. Yıllardır hayalimdi, hala öyle. Ses sistemi tartışılır, sesler bana biraz uzaktan ve aracın sağından geliyor gibi, ayarları kurcalamam gerekebilir. Direksiyon üstü düğmeler kalabalık, özellikle sol taraf. Çok fonksiyonelli tuşu, tasarımı ve basılma şekli yüzünden istediğinizden farklı şeyi yapabiliyor, mesela ne zaman radyonun sesini arttırmaya çalışsam kanalı değiştiriyorum. Sesli komut hiç olmasa olurmuş bence, denemedim bile, onun yerine yukarıda bahsettiğim telefon kullanımını daha verimli hale getirebilirlermiş. Bir de şu oldu: Kalan menzil 70 km iken benzin ışığı yanıyor. Ben bunun oldukça erken yanan bir ikaz olduğunu düşünüyordum ama fazla kafa yormadan, kısa süre içinde benzin alıyordum. Son depoda, günlük rotamın üstünde tercih ettiğim benzinci olmadığı için bayağı erteledim, 70-60-50-40-30 diye onar onar menzil düştü. Dün sabah işe gitmek üzere aracı çalıştırdım, yine menzil 30 gösteriyordu, bugün artık iş çıkışı alırım diye yola koyuldum ki, birden menzil göstergesi 20 ve 10 tamamen atlayarak direkt “-- -- --“ gösterdi. Depo iğnesine baktım, sıfırın altında! Direksiyonu işyerimin tam ters yönüne çevirerek ve geç kalmayı göze alarak istasyona gazladım (yani yavaş yavaş gittim). Depo 58 litre benzin aldı J Herhalde hayatımda ilk defa bu denli yolda kalma korkusu yaşadım. Son tahlil: Aracımdan çok memnunum, eksiklerinin çoğunu bilerek aracı aldım, ve bu anlamda kesinlikle pişman değilim, tek pişman olduğum konu daha önce bir Subaru almamış olmam. Kısmet Levorg’muş. Subaru is Love, Levorg is LoveBorg.
  2. 16 points
    Theguide

    Subaru Levorg Kullanıcı Yorumlarım

    Merhabalar, LEVORG hakkında başka bir foruma yazdığım yazıyı burası ile de paylaşmak istedim. Umarım Levorg sahiplerine ve almayı düşünenlere faydalı olur: Öncelikle bu forumda otomobilleri hakkında bilgi ve tecrübelerini paylaşan değerli arkadaşlara çok teşekkür ederim. Yıllardır bu DH forumları, otomobil ve diğer herşey için en değerli başvuru kaynağımız oldu. Bu kanaldan çok yararlandığım için, ben de okuyan arkadaşlara faydalı olmak amacıyla birbuçuk ay kadar önce satın aldığım Subaru Levorg'la ilgili tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. 30 yıldır otomobil kullanıyorum. Bunun son 10 senesinde de Subaru Forester kullandım. 2006 yılında bir 2005 Forester II aldım, daha sonra onu 2008 sonunda yeni bir Forester III ile değiştirdim. En son da Ankara'da bir iş için bulunurken arabamı değiştirmeye karar verdim ve Bayraktar Ankara bayisinde yeni bir Levorg ile aracımı değiştirdim. Bu vesile ile Türkiye'nin neresinden otomobil alırsanız alın plakanızın oturduğunuz ilin plakası ile geldiğini de öğrenmiş oldum. Benim 8 yaşında, 93 bin kilometrede, içinde bir tane bile sigara içilmemiş ve ABD'den gelen onlarca orijinal aksesuar yüklü siyah Forester'ımı şu an ismini bilmediğim şanslı bir Ankaralı kullanıyor... Levorg'u ilk gördüğümde beğendim. Tasarım zevki kişisel birşey olsa da, ben tasarımda altın oranlara inanan bir kişiyim. Klasik zevklere sahibim ve bu otomobil bana bütün tasarım ögeleri ile hitap ediyor, heyecan veriyor. İlk olarak Ekim ayında, araç yeni piyasaya çıktığında test sürüşü yapmış ve çok beğenmiştim. O dönem işim için kiraladığım yeni bir BMW 520 i ile aynı sürüş ve yol tutuş zevkini vermişti. Değiştirme konusunda esas kararımı, 10 yıldır sahip olduğum SUV ve arazi sürüşü imkan ve kabiliyetinden vazgeçmeyi kabullenmem ile verdim. Forester'ım her yere giderdi. Bu otomobil artık bana dağ bayır gezme imkanı vermeyecek ama otoyolda da başka bir sürüş zevki verecek. Bunu kabul etmem gerekiyordu. 1.6 lt, 170 hp makina da buna yardımcı oldu! Bayraktar Ankara çok hızlı bir şekilde işlemleri yaptı. Oradaki hizmetten memnun olduğumu söylemeliyim. Tek sorun park sensörü takılması konusunda yaşandı. Her ne kadar bu otomobilde çok iyi bir geri vites kamerası olsa da, ben park sensörünün faydasına ve önemine inanan bir insanım. Ve Subaru'nun araçlarına park sensörü gibi basit bir donanımı eklememesinden şikayetçiyim. Neticede bunu ekstra olarak taktırabiliyorsunuz, ama neden uğraşalım o kadar para verdikten sonra? Ankara'daki servistekiler bu araçta arkadan gelen araç tespit sistemi olduğu için park sensörü takamayacaklarını söylediler. Ben de önceden yaptığım teknik okumalara dayanarak, araç tespit sisteminin arka tamponların yan üstlerinde antenleri olduğunu, park sensörünü tamponun altındaki siyah bölüme takabileceğimizi söyledim. Israrla "takamayız" deyince, ben de "satış işlemini durdurun, arabayı satın almaktan vazgeçtim" dedim. "Tebrikler, 150 TL'lik bir basit aparat yüzünden 110,000 TL'lik otomobili satamıyorsunuz, literatüre girersiniz artık" dedim. Bir panik havası esti ve Istanbul'daki teknik kişiyi aradılar, o da tamponun alt bölümüne park sensörü takılabileceğini söyledi. Subaru'daki temel sorun, kullanıcıların araçlarını satış ve servis personelinden daha iyi bilmesi ve teknik detaylara daha hakim olması! 10 yıldır, işi bu olduğu halde benim kadar şu aracı öğrenmeye zaman ve emek harcamış bir Subaru çalışanı görmedim! Ekteki fotoğrafta görülebilen şekilde tamponun siyah bölmesine takdırdım sensörleri. No name sensörler takıldı ama açılarını iyi ayarlayamadılar, yere yakın olduğu için gerekli gereksiz öttü. Sonra Istanbul'da altlarına küçük ayar parçaları ekleyerek yere paralel hale getirdim ve şimdi sensörler iyi çalışıyor. Şimdiki aklım olsaydı Bosch veya Valeo marka park sensörleri takdırırdım; çünkü bunların açı ayar halkaları var, tamponun açısına göre uygun şekilde monte edilebiliyorlar. Aracı teslim alırken, bagaj önü tampon üzeri plastik step panel, plastik bagaj tabanı ve plastik paspaslar aldım. Foresterlarımdaki tecrübelerim bunların çok işe yaradıklarını kanıtlamıştır. Yola çıkmadan bir de Resistall boya koruma yaptırdım, çünkü Istanbul'da arabamda biriken kuş pislikleri ile başa çıkamıyorum. Sıfır otomobille Ankara'dan Istanbul'a gelirken sürüş zevki inanılmazdı. Aracı devirli kullanmamak için kendimi zor tuttum (İlk 1600 km'de 4000 devire çıkmayın yazıyor kitabında). AWD araç dışında araç satın almadığım ve yılda ortalama 10,000 km otomobil kullandığım için, yakıt tüketimi benim için temel bir parametre değil araç seçerken. Yine de, 120 - 130 km ile otoyolda giderken ortalama tüketim 9 lt civarındaydı ki, bu 2.0 lt atmosferik Foresterın aynı hızdaki 11 lt tüketiminden oldukça düşük. Şehir içinde çok feci trafik çekmiyorsanız 10 lt ortalama bu araç için gerçekçi olur. Şu ana kadar aracımla 3.000 km yaptım ve araçtan çok memnunum. Memnun olmadığım konular ise şunlar: 1. Park sensörünün üzerinde gelmemesi 2. Avrupa modellerinde olduğu halde, navigasyon ve haritanın Türkiye'de olmaması 3. Sürat ve asfalta bağlı olarak yol sesi 4. Araç üzerindeki ses sisteminin çok kalitesiz olması Yol sesi ile ilgili olarak Çekmeköy Bayraktar'da Resistall alt ses yalıtımı yaptırdım. %10 - 15 arası olumlu etki yaptı. HIFI ile ilgili bir kişiyim ve ses sistemindeki en önemli unsurların hoparlörler olduğuna inanırım. Forester III'daki fabrika çıkışı hoparlörlerin çok feci olduğunu biliyordum ve bunları Infinity hoparlörler ile değiştirmiştim. Piyasadan aldığım Infinity hoparlörleri araca uygularken bir sürü yeri kesmişlerdi ve bu da hoşuma gitmemişti. Forester II aracımın hoparlörlerini ABD'den getirtmiştim ve onlardan çok memnundum. Bu Levorg için de orijinal hoparlörleri ABD'den getirtmeye karar verdim. Levorg ABD'de satılmıyor biliyorsunuz. Ama aynı aracın sedanı 2.0 lt ile WRX, 2,5 lt ile de STI adıyla satılıyor. Aramamı "WRX upgrade speakers" olarak yaptım ve Amerikan Hoparlör markası Kicker'ın WRX için orijinal upgrade hoparlör ürettiğini öğrendim, bunları hemen sipariş ettim. Kapılar için dörtlü set: https://www.amazon.com/...s&sr=1-2&srs=2601474011 Göğüs için ikili tweeter: https://www.amazon.com/...FF7QC&ref_=pd_sbs_263_5 Bunlar gelince Bayraktar Çekmeköy'de kolayca monte edildi. Hepsi hazır jackları ile geliyor. Eski feci hoparlörleri 3 vida ile söküp, aynı yere bunları takıyorsunuz ve aynı bağlantıyı kullanıyorsunuz. Sonuç mükemmel oldu. Bütün Levorg kullanıcılarına tavsiye ederim. Bu arada şunu da belirteyim: 30 yıllık otomobilcilik hayatımda en zor şeyin iyi bir oto elektrik ustası bulmak olduğunu iyi bilirim. Bayraktar Çekmeköy'deki Onur Usta'nın titizliği ve çalışmasından çok memnun kaldım. Herkese tavsiye ederim. Forester'ımı aksesuar kataloğundan seçtiğim onlarca parçayla (çoğunu da çok daha uygun fiyatlı olduğu için ABD'den getirterek) doldurmuştum. Levorg için harita navigasyon dışında pek artı bir şey bulamadım. Sadece SENOVA 3000 kodlu LED sürüş lambası ve sis farına bayıldım. Bu devirde hala neden fabrika çıkışı halogen sürüş lambası yapmışlar Levorg'a anlamıyorum. SENOVA 3000 lambalar ABD'de yok. Mecburen Bayraktar'dan sipariş ettim, 1 ayda geldi. Muhteşem oldu. Pahalı ve gereksiz bir harcama biliyorum. Ama belli bir yaştan sonra da bizi en çok heyecanlandıran hobimiz otomobil oluyor değil mi? Tekne ve uçak kullanan arkadaşları bunun dışında tutuyorum tabi :-) Levorg'un sürüş, makina ve şanzıman özellikleri konularında bu forumda arkadaşlar daha önce güzel yorumlar ve değerlendirmeler yaptıkları için ben kullanım ve geliştirme konularında yazmayı tercih ettim. Aracın makinası hakkında söyleyecek tek şeyim: olağanüstü. Çok çevik, güçlü ve dengeli. 170 hp güç ve 250 nm tork her şeye yetiyor. Güç - motor boyu (vergi, tüketim) ve çekişin ideal oranını bulmuş gibi bu makina. Sessizlik ise bir Subaru klasiği. Ben hayatım boyunca otomobilde "wrooom wroom" sesi duymak isteyen sürücülerden biri olmadım. Motor güçlü olsun ama bir o kadar da sessiz olsun isterim. Yol tutuşu, benim 10 senedir Subaru otomobiller kullanmamın temel nedeni: Yola yapışıyor... CVT Şanzıman benim için de yeni bir tecrübe. Hızlanma karakteristiği çok başarılı. Sanki elektrikli bir otomobil kullanıyor gibisiniz. Tepkileri hızlı ve geçişleri anlamayacak kadar yumuşak. Spor modunda daha keyifli ve sert bir karaktere bürünüyor. Şanzımanla ilgili tek vurgulamam gereken nokta, dur kalk trafikte bazen "tereddüt" yaşıyor. Aracı hareket ettirmeye başladığınızda, siz her ne kadar gaza hafifçe de dokunsanız sanki şanzıman aracı hızla ileri fırlatmak istiyor, bir motorsiklet gibi. Öyle bir gaz verme ve sürat de olmadığı için bazı durumlarda "tereddüt" yaşıyor. Bu bir sorun değil ama ileride bir yazılım güncellemesi ile ayarlanabilir diye düşünüyorum. Sorularınız varsa her zaman memnuniyetle yanıtlamaya çalışırım. Umarım yazdıklarım Subaru Levorg sahiplerine ve almayı düşünenlere yararlı olmuştur. Saygılar sunarım. https://img.donanimhabe...e-8e54-7e90b07f8604.JPG https://img.donanimhabe...2-9422-add805109d1c.JPG
  3. 14 points
    SequentiaL

    Triger Seti Nasıl Değiştirilir. Videolu Anlatım (How To Replace Timing Belt)

    Ve SubaruClubTR den bir ilk. Dohc motorlarda triger setinin nasıl değiştirildiğini gösteren Türkçe bir video hazırladık ve siz değerli Subaru severlerin seyrine sunuyoruz. Video çekimlerinde emeği geçen bütün arkadaşlara @onurrr @wolki @Sıddık ve tabiki engin bilgi ve tecrübesiyle sonsuz teşekkürü hakeden (ama zalım) @İrfan ÖZKAN abimize,kalben yanımızda olup bize desteğini esirgemeyen değerli dostum @Cihan a ve canlı yayın takipçimiz @Erçay dostuma teşekkürlerimle sunarım
  4. 14 points
    Recidivist

    Dizilerde Subaru ?

    Biz arabayı ilk aldığımızda eşimin halasıyla geçen diyalog: -Kızım hayırlı olsun araba almışsınız, ne marka? -Subaru hala. -Uzun bir sessizlikten sonra "Olsun kızım ileride daha iyisini alırsınız."
  5. 13 points
    Ferhat23

    2013 Subaru Outback 2.0 D Sürüş İzlenimlerim

    Arkadaşlar merhaba. Yaklaşık 3 haftadır yeni aldığım 2013 Outback 2.0 D kullanıyorum. Daha önce Forester (2008 öncesi 2.0 atmsferik ve 2.0 XT) ve 1.5 Impreza kullanmış, Levorg ve XV'yi ise test sürüşü yapmış bir sürücü olarak izlenimlerimi ve bazı değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle en güzel motor sesi 1.5 Impreza'da. Kesin ve net. Forester atmosferiklerdeki tatlı ıslık sesi ikinci. En kötü ses boxer dizelde. Tok ama benzinli motor gibi keyif verici değil. İkinci olarak, tork konventörlü şanzıman daha canlı ve daha keyifli. CVT gerçekten de adı gibi linear(tronik) olarak aracı hızlandırıyor. Yani ihtiyaç olduğunda koltuğa yapıştıracak denli aracı öne fırlatmıyor (yeni kasa CVT 2.0 XT'lerde durum nedir bilmiyorum). Sakin ama kademeli bir hızlanma söz konusu. Buna karşılık alt devirleri oldukça canlı, yani şehir içinde Outback, görüntüsünün aksine çok atik ve diri manevralar yapabiliyor. Konfor ise bence mükemmel. Şimdiye kadar kullandığım Subaru'lar içerisinde en az trim ve yol sesi alan araç Outback diyebilirim (ama gözlük haznesinin içi kaplanmadığından, şayet içinde gözlük varsa tıkırtı yapıyor). Amortisor de (bir Passat kadar konforlu olmasa da) oldukça geliştirilmiş. Ancak yine de yol tutuş adına bir parça gergin tutulmuş. Yani araç bir Mercedes veya Passat gibi her ayrıntıyı sönümlemiyor. Gerek şehir içinde gerekse uzun yolda araçta bir nebze gerginlik olduğu hissediliyor. Tabi yol tutuş açısından çok iyi bir durum. 130 km hızdan sonrasında yol sesi almaya başlıyor. Ama Forester kadar yol sesi yok. Bu konuda en iyisi Levorg bence. Yeri gelmişken yol tutuş olarak Outback kullanana kadar en iyi aracın daha önce kullandığım 2007 Forester atmosferik olduğunu düşünüyordum. Ancak Outback birinci sıraya yerleşti. Bunda en önemli payın da VDC ve aracın Forester'a göre daha alçak olmasında olduğunu düşünüyorum. Yerden yükseklik olarak değil ama toplam yükseklik olarak Outback 10 santim daha alçak. Haliyle ağırlık merkezi de yere yaklaşmış oluyor. Yol tutuş gerçekten mükemmel durumda. Adana-Kayseri arasında 160 ile 180 ile girdiğim virajlarda aracın stabilitesinde bir milimlik dahi kayma olmadı. Yakıt tüketimi (ki ben canlı kullanırım) şehir içi 8-9 litre, ancak şehirler arasında 6.8'e kadar düşüyor (çok sakin kullanıcılar daha da düşürebilir bence). Şurası net ki şehir içinde daha fazla dolaştığım halde, aylık olarak 2.0 XT Forester'da yaktığım yakıtın neredeyse yarısını yakıyorum. Aracın sürüş pozisyonu çok keyifli. Tam Forester ile Impreza arası tatlı bir yükseklikte trafikte seyrediyosunuz. Görüş açıları oldukça iyi, ancak otomatik farın sensörü yeterince hassas değil. Tünele girer girmez farı yakmıyor, 2-3 saniye geçince yakıyor. Silecek sensörü ise çok hassas; en ufak bir çiselemede bile anında devreye giriyor. Forester ve Impreza'da olan ve benim nefret ettiğim fren boşluğu Outback'de yok. Yani fren boşluğunu aldırma operasyonuna nihayet gerek kalmadı. Ayrıca fren hassasiyeti çok çok iyi, ABS muhteşem. Klima performansı vasat. Subaru'nun bu konuda Volkswagen grubundan ilham alması gereken çok şey var. Bir de arka tarafa da iki hava ızgarası koymak bu kadar mı zor? Eşya gözü yeterince var. Kol dayamanın önünde, kapılarda ve orta konsolda bolca yer var. Direksiyon tuş takımı ergonomisi çok iyi, hemen adapte olunabiliyor. Estetik olarak arkada bir çift egzos çıkışı iyi olurdu. TD Forester'larda ve Levorg'da var ve çok hoş görünüyor. Bizim Outback'deki tek egsoz ucu da gizlenmiş. Ses sistemi şimdiye kadar kullandığım Subaru'lar içerisinde en iyisi. Müzik ayrıntısı çok iyi. Yeni kasa Forester'larda Harman-Kadron var. Ona bir şey diyemem. Belki daha iyidir. Elektronik park freni çok gıcık bir olay. Düz el freninin gözünü seveyim Peki neden Forester'dan Outback'e geçtin? Tamamen konfor arayışı ve daha çok şehirler arası gezi yapma niyeti. Ha, aynı fiyata otomatik Forester TD bulsaydım onu alırdım
  6. 13 points
    Erçay

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Dediğim gibi bugün arkadaşın sanayideki dükkanını mekan belledik malum pazar olduğu için kapalılar, önce demirtozu temizliği yaptım, resimlerde mor renkli akıntılar demirtozu oluyor, benim araba hafiflemiştir, yakıt tasarrufu beklentim var o derece, sanki kurban kestik arabanın altından kan akıyor ardından kil akabinde pasta (3D HD Cut) detayında cila (megairus) arasında iPa (m600) son olarak da koruma (C2V3) mazleme bilgisi ve Temini noktasında yardımlarını esirgemeyen @emre-sti teşekkürü borç bilirim. Uygulama esnasında soru cevap şeklinde online yardım veren @Cihan abiye de ayrıca teşekkür ederim. Uygulamadan Arda kalan karelerle sizleri başbaşa bırakıyorum, esen kalın
  7. 12 points
    anka_66

    Resmi Plaka Forester

    Abilerim kardeşlerim çalıştığım kurum maden sektöründe faaliyet gösteren bir kamu kurumu.İşletmemiz bütçesinde bu sene bı arazi aracı alımı vardı uzun süren ikna çabaları sonucunda markada karar kıldık tabiki de Subaru[emoji6] Devletimize milletimize hayırlı olur inşallah. Lenovo A7020a40 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  8. 11 points
    SequentiaL

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Dün aracın iğrenç kırmızı renkli jantlarındaki boyaları söktüm. Öğleden sonra ise @İrfan ÖZKAN abi ile buluşup çok daha fazlasını yaptık. Daha doğrusu İrfan abi yaptı sağolsun. Neler yapıldı. Sübap kapağını söküp temizledik İrfan abi sübap ayarını yaptı. Sıvı conta ile destekleyip kapattık. Ardından İrfan abi olaya girişti ve motordaki bütün ayarları optimum değere getirdi. Bunlar ne gibi ayarlar derseniz; benzinde hava ayarı, rölanti ayarı ardından gaz ayarı ve ardından hızımızı alamayıp avans ayarı. Bütün bunlardan sonra araç kendine geldi. Öncesine göre performans 1,5 kat arttı. Ayarlar bitikmiş. Şu an çok keyifli hale geldi. Tekrar ellerine sağlık @İrfan ÖZKAN
  9. 11 points
    İlhan

    Otomobil Kokuları

    Otomobilimiz olsun, evimiz olsun, işyerimiz olsun...Bu tip yerler için kullanılan tüm kokular sağlığa zararlıdır. Hemen hemen hepsinin alerjik yan etkilere sebebiyeti vardır. Ve yine hemen hemen hepsi kansorejen maddeler içermektedir. Özellikle küçük çocuklarda alerjik hastalıklara yol açmaktadır. Oto yıkamacılar iç dış yıkamadan sonra, aynaya kokulu kendi reklamlarının olduğu karton asarlar malum. Elim bile temas etmesin diye, peçeteyle vs tutup çekip koparıp direk atarım çöpe. Yaz kış otomobilime biner binmez ilk yaptığım şey. Otomobilimdeki yolcu yerleşimine göre, camlardan birisini açarak içeriyi havalandırmak olur. illahi koku şart istiyorum diyorsanız kendiniz bir şeyler yapabilirsiniz. Güzel kokulu mandalina portakal bulduğunuzda kabuklarını, bardak koyma gözüne koyabilirsiniz. Yazın iğde ya da ıhlamur ağacının ufak bir yapraklı dalını koyuyorum kendim. İğde ve ıhlamur ağacının kokularını çok severim. Bu saydıklarım basit zahmetsiz şeyler. Birde düşük bütçeyle kendinizin yapabileceği kokular olabilir. Örneğin şöyle bir tavsiye var. (Forumdonanım) 200 ml. tütün kolonyası. 4 tane çubuk vanilya Tütün kolonyasının içerisine uzunlamasına 2 ye böldüğün ve tohumları ortaya çıkan vanilya çubuğunu parçalara ayırıp atıyorsun 3-5 saat sonra oto parfümü hazır. Vanilya kokusunu sevenler kesinlikle bayılacak. Tütün kolonyası ile vanilya kokusu birleşince ortaya muhteşem bir koku çıkıyor. Vanilya çubuklarını herhangi bir aktardan alabilirsiniz. 50 ml. ye 1 çubuk olacak şekilde kendiniz ayarlayabilirsiniz. Bu ve benzer aktarlardan alınacak ürünlerle yapılabilecek kokular mevcut. Limon Kolonyası+Vanilya Zeytin Kolonyası+Vanilya Kiraz Kolonyası+Vaniya Vs şeklinde gidiyor liste...Marketlerde satılan oto ve oda kokularından kat ve kat daha masum..
  10. 10 points
    miki

    2005 Subaru Forester XT Hakkında Görüşlerim

    Merhaba arkadaşlar, Bazılarınızın bildiği üzere forumda yeniyim ve ilk arabamı almış bulunuyorum. Hayatımda aldığım ilk araba yanlış anlaşılmasın Çok araştırdım çok okudum ve Subaru Forester 2005 modellere karar verdim. Özellikle de LPG takılmamış olmasına özen gösterdim. Çok uçuk fiyatlar ile karşılaştım. lafın kısası bir araba buldum ve aldım. 127bin KM de ve çok temiz kullanılmış. İlk sahibinden. Tüm bakımları yetkili serviste yapılmış falan. Daha 3 gün olmasına rağmen arabama aşık oldum. İyi ki bu marka modele karar vermişim diyorum. İlk araban o yüzden bu şekilde düşünmen normal diyebilirsiniz ama öyle değil. İşim gereği yaklaşık 13 yıldır co-pilotluk yapıyorum diyebilirim. Doğa rehberiyim ve sürekli uzun yol ve bozuk arazilerde çeşit çeşit araç ve kaptan ile 100 binlerce km yaptım. Kamyon hariç tüm alt seviye araçların lastiklerini değiştirmişimdir. Hangi kaptanın hangi yol şartında ve hangi virajda nasıl bir araç kullanımı var hep gözlemledim. Doğal olarak da en iyi kim sürüyor diye deneyimleme fırsatım oldu. Ve onu örnek aldım hep Lafın kısası ehliyetim dahi yok bu ekim ayında tüm sınavlar bitmiş olacak ve ilk ehliyetimi almış olacağım halde araç kullanmayı 2 günde söktüm Otomatik vites ama manuel de kullanma şansım oldu. Ehliyeti manuel alıyorum zaten. Gelelim 3 günlük Forester deneyimime. Araç tek kelime ile canavar. Konforu, gücü ve güven vermesi açısından çok iyi. Kendinizi onun içinde ona layık olmak için çabalayan bir yaratık gibi düşünüyorsunuz Binek araba kullanmayı ve almayı hiç istemediğimden crossover tipi araç tam bana göre. Ne yüksek ne alçak. Gerçi SUV ile Crossover arası da deniyor ama bu tartışmaya açık. 4x4 olma zorunluluğu olan SUV özellikleri de gösteriyor diğerinden de parçalar var falan. Sonuçta istediğim tip araç buldum. Bani bu aracın varlığından haberdar eden sevgili eşimi de anmadan geçemeyeceğim. Zamanla bu konuyu güncelleyerek kullanım yer ve şeklimi, yaptığım masrafları ve bakımları gibi konularda güncelleme yapacağım. Umarım benim gibi bu markaya yeni geçecek ve Forester almayı düşünen arkadaşlara yardımcı olabilirim. Belki benim yapmak istediğim şeyi forumda bir başkası çok önceden yapmıştır. Varsa bilen link göndersin lütfen. Yeni bir bakış açısı ile anlatmak isterim. Aynı şeyleri tekrar etmek iyi olmaz kanımca. Hepimize iyi forumlar.
  11. 10 points
    doctor

    2010 Subaru Forester AKL Elegand LPG Dönüşüm Montajı Hakkında

    Selamlar dostlar, Subimi aldığımdan beri yaz tatili bayram seyran derken uzun süre oldu, bu arada çok işler hallettim ilgili bölümlerde yapılanları paylaşacağım. LPG için burdayız:) Başlamadan önce merak edenler olacaktır onlar için açıklayım. Sanayide çalışmıyorum, savunma sanayinde çalıştığım için şirket adını veremiyorum. Forumlarda adı geçen tamirhane/ atölye/ servis ler ile bir ahbaplığım, tanışıklığım da yoktur montajın bir kısmını fotoğraflarda göreceğiniz bir tanıdığa ait dükkanda kalan kısmını evimdeki atölyemde gerçekleştirdim. Şimdi subimi burdan aldığımı bilenler bilir;) niye lpg vs konuları geçip taktırma kararı alan arkadaşlar için SH kasa foresterlarda dikkat edilmesi gereken noktaları fotoğraflarıyla paylaşayım. * kit seçimi sanırım en kafa karıştıran aşama. her kitin kendine göre artı eksileri var. boxer motorlar için kiti olan markalar da hayli az. ben enjektörleri tek tek olduğu için (ki bizim motorlar için oldukça önemli) AKL elegand seçtim. bu kit romano ile bire bir aynı ve enjektörleri kheinden biraz daha hızlı. Aşağıda bahsedeceğim konular manifold dan enjeksiyon yapan sistemler için geçerlidir. direk enjeksiyonlarda durum farklıdır. ** montaja başlarken yapılacak ilk iş plastik yada metal ayırmadan manifoldun SÖKÜLMESİDİR. manifold sökmeden lpg montajı kesinlikle yapılmamalıdır. vay efendim ters matkap kullanıyoruz, işte basınçlı hava tutuyoruz yok plastik kaçsada yanar gider gibi açıklamalar motorunuzun zarar görmesini engellemez. Daha net fikir edinmeniz için aşağıdaki fotoğrafları inceleyebilirsiniz. *** tüm lpg sistemleri için geçerli enjeksiyon noktası ile ilgili iki kritik nokta vardır; 1- enjektör çıkışından sonra gazın silindirlere girene kadar kat ettiği mesafenin minimum olması gerekir. kısa hortum mesafesi performansı arttırır rölantide titreme vb oluşabilecek sorunları en aza indirir. benim montajda bu mesafe enjektör ve memeyi bağlayabilmek için kullanılan 2 cm lik hortumdan ibarettir. hal böyle olunca benzin enjektörlerine ait muhafaza sorunsuz şekilde yerine oturmuştur 2-lpg için takılan memenin püskürtme yaptığı nokta. ideal olanı benzin enjektörü ile aynı olmasıdır. bizim subilerde bu iş ideal şekilde yapılabiliyor. üstteki fotoğrafta ortadaki daire kısım benzin enjektörünün püskürtme yaptığı alan, hemen yanında aynı noktayı hedef alan parlak sarı lpg memesi görülüyor. **** bir diğer nokta buharlaştırıcının montajının yapılacağı yerdir. buharlaştırıcı (bazı yerlerde lpg beyni diyenleri de gördüm ! ) motorun soğutma suyu ile gazı buharlaştırdığı için sistemdeki olası bir havanın buharlaştırıcı içinde toplanmasını engellemek amacıyla mutlaka radyatör üst hizasından daha alçak, araç hareket halindeyken hava akımına maruz kalıp soğumayacağı, motordan alınan suyu buharlaştırıcıya taşıyan boruların çok uzun olmayacağı bir noktaya tespit edilmelidir. benim subide buna en uygun nokta fren hidrolik deposunun altında sol kule üzeriydi. birde SH kasa foresterlarda kabin içindeki radyatöre giden sıcak suyu kesen bir musluk yoktur. (ayak bölgesine gelen sıcak havanın sebebi) bu yüzden kabin içine giden su hortumunun birini direk buharlaştırıcıya buharlaştırıcı çıkışını da hortumun söküldüğü yere bağlamak yeterlidir. bu bahsettiğim alanda su hortumu dar dönüşler yapacağı için hortum içine kırılmayı önleyecek yay takılmasına dikkat edilmelidir. ***** manifoldu takmadan önce map basıncının alınacağı yer için yeni bir delik delinmesine ben gerek görmedim. mevcuttaki EVAP valfine giden hortuma bir "Y" koyarak map basıncını doğru yerden ve ilave delik olmadan almak mümkündür. manifoldu takarken de mutlaka emme manifold contalarını değiştirin 50tl civarına bulmak mümkün. ****** Lpg montajında lpg kitine ait kabloların bağlanacağı yer genellikle motor içinde aracın motor içindeki kabloları kesilip eklenerek yapılmaktadır. bu yöntem ek yerinin maruz kalacağı titreşim sıcaklık vb gibi etkiler yüzünden sağlıklı olmaması ile beraber, bizim subilerde subap ayarı vb bir sebeple motoru çıkartmak istediğinizde lpg kablolarını kesip tekrar eklemenize neden olacaktır. bunun için ben bütün ekleri yolcu tarafı zemininde bulunan aracın kendi ECU sundan yaptım. SH kasalarda ECU denso yerine HITACHI kullanılmış o yüzden nette dolaşan şemalar geçerli değildir bilginize. ****** depo nun yeri malum ancak yedek lastik kaidesini kestirmeden sol alt kısmını biraz tıraşlayarak depoyu takmak mümkün. dolum ağzıyla ilgili yeni mevzuat tamponda bir deliğiniz olacak diyor ! ancak ben tampona kıyıp delemedim. benim dolum yeri benzin dolum kapağının içinde nasıl kısmını maalesef paylaşamam yaratıcılığınıza kalmış. ****** montajdan sonra mutlaka yol ayarınıda içeren iyi bir ayarla sorunsuz şekilde kullanacağınıza şüpheniz olmasın. keza durum bende böyle tüketim şimdiye kadar yaptığım ölçümlerle uzun yolda 8,5-9 şehir içinde 9,8-11,5 lt LPG. hepinize kazasız belasız keyifli sürüşler dilerim.
  12. 10 points
    SequentiaL

    91 Justy 4WDye DetailTurkey Eli Değdi

    Bugün DetailTurkey buluşmasına misafir olarak gittim ve ortaya çıkan sonuç
  13. 10 points
    called07

    Navigasyon Montaj Seti hazırdır

    Tüm Subaru severlere merhaba, 2. Subaru aracım Levorg dan tek sıkıntım ses sisteminin çok yetersiz olmasıydı. XVmde çin malı ucuz bir navigasyon takmıştım ve Levorgdan daha iyiydi. Bu beni çok rahatsız etti ve değiştirmek için bir arayış içerisine girdim. Subaru TRnin Alpine işbirliğiyle sunduğu sistemler hoşuma gitmedi. İstanbulda gerçek zamanlı trafik bilgisi olmayan navigasyon cihazının pekde bir işe yaramadığını sizlerde çok iyi bilirsiniz. Araştırmalarım sonucunda Pioneer Nex8100 /F77 DAB ünite almaya karar verdim. Ama iş üniteyi almakla bitmedi elbette.ürünün montajının mükemmel olması benim için çok önemliydi. Kabloları kesip, bantlayarak yapılan acemice montajlardan canım çok yandığı için kendim yapmaya karar verdim ve internette okumadığım forum kalmadı. Deneme yanılma yoluyla ki Levorgun yeni bir model olması ve japonya haricinde başka pazarlarda satılmaması büyük dezavantaj oldu, aylar süren araştırmalarım sonunda komple tak-kullan set yapmayı bitirdim. Sette eksik yok. Kabloları kesmak, bantlamak, sıyırmak yok. Aracın orjinal donanımına zerre kadar zarar vermeden yapılan montaj sayesinde aracı satarken 15 dakikada söküp orijinal teybini geri takabilirsiniz. Direksiyon kontrolleri, geri görüş kamerası, usb portu, aydınlatma, vs. tüm donanımlar çalışıyor. Sadece yeni teybinizle gelen mikrofonu kullanmanız gerekiyor. Aracın üzerinde dikiz aynasının az üzerine gizlenmiş fabrikasyon mikrofonu çalıştırmak şimdilik mümkün görünmüyor. Benim gibi ses sistemini düzgün bir şekilde değiştirmek isteyen arkadaşlar benimle iletişime geçerlerse yardımcı olurum.
  14. 9 points
    murat1903

    Aracınızda Muhakkak Olması Gerekenler

    dün z.burnunda trafik kitlendi 2 km yi 30 dk gittim açtım çekirdeği çitliom yandan 2 adam abi canımız çekti onlaradaver dim onlarda bana çikolata verdi 2 muhabbet ettik istanbulda trafikte böleşeler yaşanıo işte
  15. 9 points
    Emrah Güvenenler

    Subaru hakkında gördüğüm en öğretici yazı, muhteşem

    https://eksisozluk.com/entry/64745284 Müthiş bir çalışma olmuş , ben çok şey öğrendim, mesela Toyota nın en büyük Subaru hissedarı olduğunu . Harika bilgiler var, biraz uzun ama okumaya değer.
  16. 9 points
    Recidivist

    Subaru Boxer Motorları Aşırı Yağ Tüketimi Nedeniyle ABD'de Dava Edildi

    Arkadaşlar malum değişik başlıklarda konuyla ilgili bilgi ve fikirlerimi ortaya koydum ama yeni bir başlık açıp iyice konuyu dağıtmaktansa en uygun başlığın bu olduğunu düşünerek buradan devam etmek istiyorum. Mevzuyu bilmeyenlerin önce alttaki başlığı okumasında fayda var: Şimdi ben motor sorunu yaşadıktan sonra parçaları toparlayıp ustanın yanına gittiğimde küçücük dükkanda tam 4 tane motorun tamir için beklediğini gördüm. Bunlar arasında 1.5r - 2.0r ve turbolu motor vardı. İzmir gibi araç sayısının zaten az olduğu bir coğrafyada aynı anda 4 tane motor yatak sarıyorsa kullanıcıları kadar araçlarda da tasarım sıkıntıları olabilieceğini düşünerek araştırmalara başladım. Öncelikle bu konuda yerli kaynaklarda dişe dokunur bilgi bulamadığım için ne yazık ki dış kaynaklara bakmaya başladım. Ve aşağıdaki yazıyı buldum. http://www.superstreetonline.com/how-to/engine/impp-1103-subaru-ej-series-engine-tech/ Burada aslında Subaru motorlarının stock parçalarının modifiye yapanların iddia ettiği kadar zayıf olmadığı ve düzgün ECU ayarları, düzenli bakım ve kaliteli yağ kullanımıyla stock motorda güç artışının mümkün olduğu yazıyor. Ama sorunlarla ilgili aşağıdaki cümle oldukça dikkat çekici ve ustada yatan 4 motorun sorununu açıklıyor. "The EJ-series motors are good motors, and we would not call them "weak" per se. On a stock motor, the two primary weaknesses are the stock cast hypereutectic pistons and oiling to the rod bearings. The pistons (particularly on the EJ255 and EJ257) will crack if subjected to knock/detonation events. Obviously, with proper ECU tuning the engine can be kept away from the knock threshold, making the pistons not as much of an issue. Oiling to the rod bearings is the other primary issue. We typically don't see very many problems with the EJ255 and EJ257 in this respect, but do see it more on the older EJ205. Fundamentally there isn't a big difference between the 2.0L and 2.5L motors in terms of the design of the oiling system but the EJ205 is at least 5 to 9 years old now and some have not been treated to regular maintenance with quality fluids. From the factory, the allowable range of bearing clearance is pretty broad and if you don't use quality synthetic oil and change it often it can lead to problems. The same can be said of any motor, so while not a strong point of the EJs, it should not be painted as a "bad motor" because of it." Bütün paragrafları çevirmeyeceğim ama genelde temel iki sorundan bahsediliyor. Bir tanesi hiperötektik pistonların vuruntu olduğunda çatlaması, diğeri ise kol yataklarının yağlama problemi. (Benim yaşadığım 2.si) Özellikle kalın ve altı çizili cümlede belirttiği üzere motorların fabrikasyon yatak boşlukları geniş olduğundan kalitesiz bir yağ kullanır ve/veya yağınızı geç değiştirirseniz yatak sarar demiş. Benim başıma gelen tam olarak bu oldu. Aracın ilk sahibi az kilometre yaptığından bakımları yaklaşık 2 yılda bir olmuş. Burada bekleyip bozulmuş yağ arada çevrilen yüksek devirle birleşince segmanları bozmuş ve yağ eksilterek yatak sarmaya başlamış. http://www.subaruforester.org/vbulletin/f113/boxer-engine-durability-336089/#post3518521 Aynı zaman yukarıdaki linkte de boxer motor üretimiyle ilgili kısa ama öz bilgiler var. Bu yazıyı çok beğendiğim için neredeyse komple çevireceğim. Burada en çok dikkati çeken hususlar şunlar: 1)Sıralı motorlarda sıcak ve soğuk bölmeleri ayırmak kolayken boxer motorlarda çift kapaklı ve büyük motor tasarımından ötürü sıcak-soğuk-sıcak şeklindeki dizilimde soğutma yapmak çok daha karmaşık. Boxer motorlarda silindir, kapak tarafında sıcaklığı sabit tutmanız neredeyse imkansız. Bu yüzden buradaki sıcaklığı çok daha stabil tutabileceğiniz sıralı 4 silindirli motorlarda çok daha sıkı toleranslarla çalışılabilirken, boxer motorlarda toleransları daha yüksek tutmanız gerekiyor. 2)Sıralı motorlar boxer motorlara göre çok daha rijitler. Daha esnek olan boxer motorları dar toleranslarda tutamazsınız. Bu yüzden de yüksek tork altında boxer motorların blok ve silindirleri, benzer bir motor hacmi ve performanstaki sıralı motorlara göre çok daha fazla deforme olacaktır. Bunu engellemek için ya motoru daha ağır yapmanız ya da toleranslarınızı daha geniş tutmanız gerekir. Buradaki iki maddeden sonra neredeyse Subaru ile özdeşleşen silindir kapak contası ve yağ yakma problemlerinin tamamen boxer motor tasarımıyla ilgili olduğu açık. Bu kesinlikle çözümsüz değil fakat çözmek için motoru hem daha ağır hem de çok daha pahalı hale getirmeniz gerekir. Aynı zamanda benzer hacimdeki boxer motorlar çift kapak ve subap mekanizmasına sahip olduklarından sıralı motorlara göre çok daha ağır ve pahalı olurlar. İki kat egzantirik ve VVT kontrolörleri gibi ekstra maliyetler yüzünden ya Porsche gibi pahalı ama dayanıklı bir motor yapmanız gerekir, ya da motor maliyetlerini rakiplerle benzer tutabilmek için daha düşük kalite malzeme kullanımı veya yüksek toleranslar gibi yollara gitmeniz gerekir. Yani basitçe anlatmak gerekirse aynı üretim maliyetine bir boxer motoru sıralı bir motorla aynı derecede "iyi" yapamazsınız. Ya daha pahalı olacaksınız, ya da kaliteden ödün vereceksiniz. Yazının devamında Subaru'nun boxer motorda diretmesindeki nedenlerin altında alçak ağırlık merkezi ile markanın temel pazarlama direği olan Simetrik AWD sistemine uyumunu gösteriyor. Buradan ayrılmak markanın şimdiye kadarki en büyük pazarlama iddiasından vazgeçmesi anlamına geleceği için pek mümkün görünmüyor. Aynı zamanda göreceli olarak küçük bir marka olan Subaru'nun tek başına sıfırdan bir motor ailesi geliştirmesi mevcut piyasa koşullarında imkansız olduğundan boxer motora biraz da mecburlar. Birçok markanın birbirleriyle motor ortaklığı olan şu günlerde Subaru'nun benzer bir ortaklığa gidebilmesi için sıralı motorlara uyumsuz simetrik AWD sisteminden vazgeçmesi gerekeceğinden çok olası görünmüyor. TOPARLAMAK GEREKİRSE: Hepimiz Subaru araçlarımızı çok seviyoruz, hepimizin arabasını kullanırken yırttığı bir durumdan sonra "ulan iyi ki bu arabayı almışım!" dediği yerler olmuştur. FAKAT: Bir maldan en iyi verimi onun artı ve eksilerini en iyi şekilde bilirseniz alırsınız. Kulaktan dolma veya duygusal yorumlar yerine mantıklı baktığınız zaman boxer motor tasarımının maliyetlerinin yüksek olmasından ötürü tasarımında çeşitli yumuşak karınlar olduğu açık. Benim gördüğüm en temel sıkıntı ilk yazıda belirttiğim toleransların fazla tutulması kısmı. Bu şu demek oluyor, üretici her ne kadar emisyon kaygılarıyla ince yağları önerse de bu motorlar tasarımlarında kullanılan yüksek yatak toleransları yüzünden yağ eksiltmeye oldukça meyilliler. Yani aracınızı gerçekten korumak istiyorsanız boxer motorlarınızda çok ince yağları tercih etmemeniz gerekiyor. Ve ne olursa olsun, en geç 1 yıl sonra mutlaka taze kaliteli yağ ile değişim yapmanız gerekiyor. Biliyorum şimdi diğer başlıklarda olduğu gibi "ben yıllarca 5W30 kullandım hiç sorun olmadı sen ne anlatıyon yaa" diyenler olacak. Şunu unutmayın, aracınız çok kilometre yapıyor, çok sık bakıma giriyordur. Siz 5W30 kullanıyorsunuzdur ama 3000 devir üzerine pek çıkmıyorsunuzdur. Bulunduğunuz bölge sıcak değildir vs vs gibi elli tane nedenle sizin aracınız yağ eksilmiyor/eksiltmemiş olabilir. Ben yağ seviyesine baktıktan 1 hafta sonra araçtaki yağ neredeyse bitme seviyesine geldi. Yani demem odur ki burada insanlara "hiçbir şey olmaz" demeden önce, birşey olursa en az 10.000 TL masraf altına gireceklerini unutmayın. Ben motorum yenilendikten sonra aracımı çok daha verimli kullanacağıma eminim. Sizlere de yol göstermesi açısından elimden geldiğince, dilim döndüğünce gördüklerimi aktarmaya çalıştım. Ekstra katkılarınızı beklerim.
  17. 9 points
    lokomotif

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Kars'ta Kış yaklaşırken, yeni port bagaj atkılarıyla kayaklarımı İmprezanın sırtına yükleyip Sarıkamışa gitme hayalimin ilk adımını gerçekleştirmiş bulunuyorum. Artık Kar yağsın pistler dolsun diye bekleyeceğiz. çekilin passatlar, golfler ''Kar Leoparı'' geliyor
  18. 8 points
    İlhan

    Motor Yağları Hakkında Merak Ettiklerimiz

    Merhaba arkadaşlar, Karşıma çıkan bu güzel ve ilgi çekici konuyu, sizlerle de paylaşmak istedim. Eminim aramızda bu konuda deneyim/tecrübe sağlayan arkadaşlarımız olmuştur. Onlarında bu konuya katılımıyla, içerik dahada zenginleşecektir. Keyifli forumlar diliyorum. Buradaki bilgiler Ümit Bağıran’ın Yağlar Hakkında derlemesinden "ALINTIDIR" Bunları daha önce çok kez dile getirmiş olmama rağmen, teknik bilgiler nedense çok sevilmiyor. Şimdi bir ağabeyimiz gelir, 10w40 en iyisidir, usta öyle dedi der, herkes dağılır. Bilgiyi seven ve motorunu korumak isteyen kim varsa gelsin bu konuyu okusun. Bir yağda üretim şekli ya ekonomi amaçlıdır ya da yüksek performanslı kullanıma dayanıklılık amaçlıdır. Birde orta kararlılar vardır, ne şiş yansın ne kebap mantalitesinde. 5w-30’lara bakarsınız mesela fuel economy full economy gibi şeyler yazar. 10w60’a bakarsınız yarış pisti resimleri falan vardır, yüksek performans vb. ibareler görürsünüz. Bu değerlendirmeyi yapan en önemli ölçüm birimlerinin başında HTHS oranı gelir. High Tempature High Shear yani yüksek sıcaklık yüksek kayma. Shear burada, iki cisim arasındaki kaymayı ifade ediyor. Dayanıklılık HTHS ile ölçülür. Yüksek HTHS yüksek dayanıklılık ifader ederken düşük HTHS ise düşük yakıt tüketimi anlamına gelir. Birde cSt denilen bir olay var. Viskozite ; aslında kıvam demektir. Akışkanın akmaya karşı gösterdiği direnci gösterir. Dinamik viskozite yani kinematik akmazlık cSt ile ölçülür. 20 derecedeki suyun viskozitesi 1 cSt kabul edilir. Formülü de şu şekildedir; 1 cSt = 1 mm^2·s^−1 = 10^−6 m^2·s^−1 Bilinen materyaller üzerinden örnekler vermek gerekirse; Oda sıcaklığında su: 1 cSt Antifreeze: 15 cSt Motor yağları: 50-200 cSt – Gress yağa doğru 2,000 cSt Bal: 2,500 cSt Şokella: 15-20 000 cSt Ketçap: 50,000 cSt Domates salçası veya fındık ezmesi: 150,000-200,000 cSt Macun: 100,000,000 cSt Silikon 200,000 cSt den 20,000,000 cSt’ye kadar değişir. Yağlarında viskozite değerlerini her yağın teknik tablosundan okumak gerekir. İlgili yağın web sitesinde döküman olarak bulabilirsiniz. Örneğin, Google amcaya Mobil 5w30 TDS yazdığınızda ilgili Technical Data Sheet karşınıza çıkacaktır. Birde yağların grupları var, üretimde kullanılan teknik ve materyale göre, hani şu meşhur tam sentetik yok, yarı sentetik muhabbeti var ya, işte o durumda grup denilen sınıflandırmalara göre ayrılır: Grup I – mineral Grup II/II+ – hydrocrak (VI <120) Grup III – hydrocrack ( VI >120, Mineral kökenli “Sözde Sentetik” ) Grup IV – polyalphaolefin ( insan yapısı Sentetik ) Grup V – Ester & benzeri tam sentetik maddeler ( Ester veya Polyolester, süper üstün seviye Sentetik, jet uçak motorları için). Örneğin: Redline ( Grup V Polyester ) Motul 300V ( Grup V Polyester ) Motul 8100 E-Tech 0W40 ( Grup IV/V Karışımı ) Mobil 1 ( Grup IV ) Motul 8100 xcess 5w40 (Grup IV) ~$60 – ( Tam bir F/P Ürünü, en uygun POE Yağdır ) Alman Castrol SynTec 0w30 ( Grup IV ) Amerikan Castrol SynTec 5w40 ( grup III ) ( Bazı kaynaklara göre içinde Grup 4 de var ) Castrol Edge Sport 5w30 veya 10w60 ( Grup III ) Motul 4100 Turbolight (Grup II? ) Listeyi biraz daha sadeleştirecek olursak: Grup 1 – 20w50 gibi tam mineral yağlar Grup 2 – 15w40 gibi yeni nesil mineral yağlar Grup 3 – 10w40 gibi yarı sentetik, sentetik bazlı mineral yağlar Grup 4 – 5w40-10w60-0w30 vb. gibi tam sentetik PAO( polyalphaolefin ) yağlar Grup 5 – 5w40-10w60-0w30 vb. gibi tam sentetik POE( poly ester ) yağlar POE baz yağı Motul ve Redline kullanıyor. PAO’yu ise Castrol, Mobil vs kullanıyor. SAE Birde yağın SAE standardında viskozitesi verilirken kullanılan iki değer vardır. Örneğin 10w40’da 10w winter, yani kış değeri, yani soğuk değeridir. 40 ise sıcak değeridir. Yağların sıcaklık performanslarını kıyaslarken bu rakamları kıyaslayabilirsiniz. Örneğin 0w40 bir yağ 10w40 bir yağa göre soğukta çok daha iyi yağlama sağlarken sıcakta da 10w40 ile aşağı yukarı aynı yağlamayı sağlayabiliyor demektir. Aynı şekilde 10w40 ile 10w60 kıyaslanırsa soğuk motorda her ikisi de 10w değerine sahipken, yani benzer yağlama sağlayacakken, sıcak motorda 10w60 60 sıcak değerinden ötürü çok daha yüksek sıcaklıklara dayanacak ve yağlama performansını sürdürecektir. Tabi ki SAE viskozite kodu tek başına her şeyin göstergesi değildir. Aynı SAE koduna sahip yağlar arasında yağlama farkları olabilir. Ama SAE viskozite endekslerinden genel olarak fikir sahibi olunabilir. Toparlamak gerekirse, Yağların maddeye göre gruplandırılması, –SAE‘ göre yani sıcaklıklara göre numaranldırılması, –cSt yani X sıcaklıklara göre Y kadar vizkozitesi, –HTHS ( High Tempature High Shear ) dedik. Peki bunlara nereden ulaşacaktık, TDS yani ilgili markanın technical data sheet’ine göre. HTHTS değerlerine bir göz atalım.. Ne kadar Yüksek HTHS, o kadar koruyuculuk. Sanayi dilinde yağ filmi dedikleri şey var ya, hah, işte bu o. -Mobil1 0w40 3.6, -Castrol Edge 0w40 3.7 HTHS değerine sahip. -Motul 300V 5w40 POE (poly ester) yapısından dolayı 4.53 HTHS değerine sahip. -Mobil1 5w50 4.4 HTHS değerine sahip. -Mobil1 10w60 5.7 HTHS değerine sahip. Her yağın hthts değeri 40 derecedeki viskozitesi 100 derecedeki vizkozitesi ve 150 derecelik HTHS ölçüm değeri TDS’de yazmaktadır. Mesela aşık olduğum, subap şıkırtısını duyunca ( ısındığında koruma sağlamadığının işareti) aşktan nefrete döndüğüm meşhur mobil 1newlife 0w40 değerine bakalım: Mobil 1 0W-40 ValueViscosity, cSt (ASTM D445) @ 40º C 75@ 100º C 13.5 Viscosity Index 185MRV at -40ºC, cP (ASTM D4684) 31,000HTHS Viscosity, mPa•s @ 150ºC, (ASTM D4683) 3.8 Total Base Number (ASTM D2896) 11.8 Sulfated Ash, wt% (ASTM D874) 1.3 Phosphorous, wt% (ASTM D4981) 0.1 Flash Point, ºC (ASTM D92) 230 Density @15.6 ºC, g/ml (ASTM D4052) 0.85 Bu da meşhur motul 8100xcess 5w40: PROPERTIESViscosity grade SAE J 300 5W-40 Density at 20°C (68°F) ASTM D1298 0.850 Viscosity at 40°C (104°F) ASTM D445 86.2 mm²/s Viscosity at 100°C (212°F) ASTM D445 14.2 mm²/s HTHS viscosity at 150°C (302°F) ASTM D4741 3.7 mPa.s Viscosity Index ASTM D2270 170Pour point ASTM D97 -36°C / -32.8°F Flash point ASTM D92 230°C / 446°F Sulfated ash ASTM D874 1.1% weightTBN ASTM D2896 10.1 mg KOH/g Bakınız, burada parantez içinde yazanlar ölçüm metodlarıdır. ASTM D4683 gibi. Mobil 0w40 motulden 0,1 puan daha yüksek almış ama orada ölçüm metodu farkı var bunu da göz önünde bulundurmak lazım. Klasik mobil pazarlama taktiği işte, nereden anlayacağız bu farkları dediğinizi duyar gibiyim, kulak ile aracınızı tanıyarak gaz tepkilerinizi ölçerek hissederek, motor suyu sıcaklığını ve hangi sıcaklıkta ne tür reaksiyonlar verdiğini hissederek, her şeyden önemlisi, yağın içeriğini inceleyip yukarıda saydığım verileri göz önünde bulundurarak. Liqui Moly Liqui severler içinde birşey söyliyeyim. Ayrıca MoS2 (molybdenum sulfide) ile sürtünmeyi azaltan bir katman oluşturduğunu iddia ediyor. Ama bu çok eski bir iddia. Moly’nin bu katkı maddesi genelde gres olarak kullanılıyor. Yani aslında kalite yok, hile var. Peki neden fabrika 5w30 diyor, 0w20 Diyor, biz mühendis amcalardan daha mı iyi biliyoruz ? Emisyon kanunları.. Emisyon emisyon emisyon.. Hep karşımıza çıkacak bunlar. Düşük vizkozitede akışkana karşı direnç daha az oluşur. İlk hareket daha kolaydır. 0,0123456789gr bilmem ne kadar küsur daha az emsiyon sağlarsınız, daha az yakıt tüketirsiniz. Araç üreticilerinin 0,01 lt ve 0,01gr CO emisyonu için yırtındıklarını düşündüğümüzde, bu tür küçük detaylar hiçte azımsanmayacak kadar etki oluşturuyor. Michelin energy saver da buna bir örnek mesela, bu ekonomi yağları genelde 5w30 0w30, 0w20 gibi yağlardır; fakat farklı iklim koşullarında motorunuzun özelliklerine göre yağ seçmek zorundasınız. Zorundasınız diyorum bakın, hiç Sibirya soğuğundaki motorda çalışacak yağ ile çöl sıcağında çalışacak yağ bir olur mu? Nedir yani, fabrika 5w30 dedi diye, kanun mu bu onu mu kullanacağız? Şu HTHS üzerinde biraz daha duralım Yüksek HTHS’ye sahip yağlar arasında da bir dayanıklılık kıyaslaması yapmak gerekirse, mpa.s değerleri kıyaslanabilir. Ama genel olarak 100 derecedeki cSt cinsinden viskozite değeri HTHS değeri ile orantılı olacaktır. Mobil 0w-40 ile motul 5w-40 örneğinde iki yağın 100 derecedeki cSt değerleri arasında da HTHS değerleri ile aynı doğrultuda bir fark vardır. Sonuç olarak, gerek 100 derecedeki viskozite değerleri, gerekse 150 derecedeki HTHS değerleri bize özellikle yüksek ısıda yağın işlevselliği, dayanımı ile ilgili bilgi verir. Esasen 150 derecedeki dayanım bizi daha çok ilgilendiriyor. Mesela Amerikan pazarındaki mobil 1 0w-40 ın teknik özellikleri ( mobil ve castrol ülke ülke aynı mal olduğu halde, özelliklerini değiştiriyor! ): Mobil 1 0W-40SAE Grade 0W-40 Viscosity, ASTM D 445cSt @ 40ºC 80cSt @ 100ºC 14.3 Viscosity Index, ASTM D 2270 187 Sulfated Ash, wt%, ASTM D 874 1.2 HTHS Viscosity, mPa-s @ 150ºC, ASTM D 4683 3.6 Pour Point, ºC, ASTM D 97 -54 Flash Point, ºC, ASTM D 92 236 Density @ 15ºC kg/l, ASTM D 4052 0.855 Bu da motul super300V 5w-40 ın özellikleri: Viscosity grade SAE J 300 5W-40 Density at 20°C (68°F) ASTM D1298 0.895 Viscosity at 40°C (104°F) ASTM D445 74.2 mm²/s Viscosity at 100°C (212°F) ASTM D445 13.1 mm²/s HTHS viscosity at 150°C (302°F) ASTM D4741 4.53 mPa.s Viscosity Index ASTM D2270 180Pour point ASTM D97 -36°C / -33°F Flash point ASTM D92 216°C / 420°F Sulfated ash ASTM D874 1.17% weightTBN ASTM D2896 10.3 mg KOH/g Şu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum, viskozite Motul’un daha kalın gibi gözükse de 40 derecede de, 100 derecede de daha akışkan gözüküyor. Ayrıca HTHS değeri yani ısıya dayanımı Mobil’e kıyasla oldukça fazla. Burada Motul yağın hem ne kadar stabil hem de ne kadar Wide Range, yani stabil ve uzun aralıklı ısılarda sabit hem de film kopması dediğimiz şeye karşı ne kadar da üstün geldiğini anlatmak istiyorum. Tabii bu sihirli bir buluş değil, derler ya hani, kalite detayda gizlidir. Ha işte aynen öyle. Piyasa ürünü yağların çoğu sentetik yazar ama aslında madeni yağ karışımı ithiva eder. Full sentetik ile %100 setetik kelimelerine dikkat ediniz, burada büyük kelime oyunu var. Detay ve kaliteden kastım da kullanılan malzemenin özelliğinden ileri geliyor. REDLINE ve MOTUL haricinde POE bazlı yağ yok. Bunun için bu kadar üstün ve pahalılar. HTHS ölçümü 150 derecede yapılır. 3.5’un altı spor kullanım için risktir. 4 ve üzeri tercih sebebidir. Motul kullanan bir ağabeyimizden not şöyle ; Motul ile 6k km oldu sanırım bu gün. Harbiden farkını hissettiriyor ama bunu anlamak için EGT saatiniz olması şart. Mesela aynı dış hava sıcaklığı aynı yolda aynı viteste Mobil1 ve Castrol ile devir kestirdiğinizde birde Motul 300v ile devir kestirin. EGT birinde 900 iken diğerinde 850 yi göstermekte zorlanıyorsunuz. 300v’nin EGT ye bile etki etmesi bende bu yağın kalitesini anlamama olanak sağladı. ( EGT = EXHAUST GAS TEMPATURE, Türkçe meali: egzoz gaz sıcaklığı ) Katkı Maddeleri Konusu Yağın motoru koruması fosfor ve çinkoya bağlıdır. Aslında emisyon da bu değerlere bağlıdır. Bu oranlar ne kadar az ise çevreye o kadar az zarar verir ve bu degerler ne kadar çok ise motoru o kadar çok korur. Mobil’de racing ve normal yağların arasındaki fark da budur zaten. Mesela Valvoline Racing yağlarda da yüksek oranda çinko ve fosfor vardır ve bununla da övünür. Yarış içindir ibaresi aslında buradan gelmektedir. Yüksek fosfor ve çinkoya sahip yağları günlük diye piyasaya süremezsiniz, yasak hemşerim yasak, emisyon var. Araştırısanız bu konuda çok kaynak bulursunuz. Şimdi konuya dönelim, en iyi 5w30 veya 5w40 derken yağlarda bu başlık altında bahsettiğimiz temelde birkaç ayrım var; Birinci ayrım, tam sentetik, yarı sentetik. 10w40, 15w40, 20w50 haricindeki 5w30, 5w40, 10w60 gibi yağlar zaten tam sentetik. Tabi ki tam sentetik olanı tercih ediyoruz. Burada sorun yok. İkinci ayrım ise tam sentetikler arasında; Bir polyester bazlı POE yağlar var ki Motul en önemlisi. Diğer tarafta ise PAO bazlı yağlar var. Her ikisi de tam sentetik olmasına rağmen POE bazlı yağlar aynı viskozitedeki PAO bazlı yağlardan daha dayanıklılar. Motul 300V 5w40 hemen hemen Mobil1 5w50 ile aynı sıcaklık dayanımına sahip. Ama viskozitesi Mobil1 5w50 kadar yüksek değil. Üçüncü farklılık ise aynı bazlı ve aynı viskoziteli yağlar arasındaki formülasyon farkı. Mobil1 5w30 ile Castrol Edge 5w30 arasındaki veya Mobil1 10w60 ile Castrol Edge 10w60 arasındaki küçük farklılıklar gibi. Eğer ben uçmam kaçmam basmam sıkışık trafikte kalmam serin havalarda kullanırım diyorsanız HTHS 3.5 ve altı tavsiye edilebilir. Dizelin EGT’si, sakin kullanımda 150 derce civarında dolaştığı bilinir ama süper performans kullanırım otobanda çevreyolunda sıkar babam sıkarım derseniz hths 3.5 üstü hatta 4.5 civarı sizin motoru ancak koruyacaktır. Ne kadar düşük hthts o kadar soğuk çalışma koruması ve ekonomi. Ne kadar yüksek hths o kadar soğuk çalıştırma yıpranması + fazla yakıt ( 0,1234654 ) küsur fazla olur. Şimdi burada yine başa döndük Amaç yüksek koruma mı yoksa sakin takılıp ekonomi yapmak mı? Ben yine de kafanızı karıştırmayayım, yaz ayları 5w40, kış ayı için 5w30 kullanılabilir. İlk çalıştırmada daha fazla koruma sağlar, kış ayında motor daha çabuk ısınır. Daha ciddi koruma hedefleyen ve hatta aracı yazılımlı olan arkadaşlarım %100 sentetik yağ tercih etmeliler. Bakınız full sentetik demiyorum orada pazarlama kelimesi oyunu var. Full sentetik yazanların hepsi minimum %30 mineral yağ barındırır içinde.. Benim favorim; kısa aralıklarla değiştirdiğim motoru temiz tutma hedeflediğim için Selenia 5w40 ama ciddi yaz sıcaklarında motul 8100 xcess 5w40 %100 sentetik. Son olarak, video ile konuyu noktalayalım. Mobil vs Motul diye kıyaslama yapmışlar, dyno’da dayanıklılık test etmişler. Güvenilirliğini bilemem, her kullanıcı kendisi test etsin ve sonucu görsün.”
  19. 8 points
    emre-sti

    Kışlık Donmayan Cam Suyu Hazırlama (Antifrizli Cam Suyu)

    Piyasada çok fazla hile olan cam suyunu kendimiz hazırlayacağız. Shell marka antifrizli cam suyu kullanıp araç boyasının zarar gördüğünü iddia eden bile var. Gerekli malzemeler: -ipa (izopropil alkol) - 89 derece de donar. Eczanelerde 100 ml si 20 tl iken medikalcilerde 1 lt 8 9 TL, 5 lt si 30 35 TL dir. Elektronik eşya tv, telefon, kumanda vb şeylerin temizliğinde kullanabilirsiniz. Güçlü bir yağ çözücüdür. Kışın küçük bir sprey şişeye yarı yarıya veya daha fazla suyu ipa ile karıştırarak donan cam ve kapı kilidini anında çözebilirsiniz. Bizim Şahin in cam suyu deposu donmuștu depoya bir bardak ipa döktüm depodan buharlar çıkmaya başladı bir dakika sonra fıșkıyeden su gelmeye başlamıştı. -su (musluk suyu, damacana suyu veya saf su tercih size bağlı ) saf su toptancı larda çok ucuzdur. 2 sene vvel ivedi ak iş filtre de litresi 30 kuruş geçen sene 50 kuruş da. Bol alın dursun kenarda radyatör de cam suyunda ütü suyunda kullanabilirsiniz -sabunlu cam suyu, sirke veya boyaya zarar vermeyecek temizlik ürünü -kaç derece istiyorsak ona göre cam suyu hazırlamaliyiz yaşadığınız şehire ve gideceğiniz yol güzergahına göre karışım oranı ayarlanır . Benim kullanım güzergahıma göre - 20 30 ideal. Gece bir yolculuğa çıktınız hava - 15 20 derece cam suyunuz - 5 veya - 10 ise ön camınız kirlendiğinde cama su sıktığınızda on cam buz ile kaplanabilir ve sürüş güvenliği tehlikeye girer. ipa - 89 derece de donar saf su ise yaklaşık 0 derece musluk suyu içeriğine göre - 2 veya 3 leri görebilir. Kullanacağınız temizlik ürünü de - 5veya 10 lari görecektir. Malzemeyi bol bulduğum için 3 birim su 1 birim ipa bir miktar sonax limonlu cam suyu kullanıyorum 2 senedir donma yaşamadım. Formüle yerine koyup Hesaplamadım ancak-20 30 derece arası diye tahmin ediyorum. Şampuan yerine beyaz sirke de kullanabilirsiniz sistem deki kireci de çözer
  20. 8 points
    İlhan

    Performans Hava Filtresi Nedir? Gücü Nasıl Yükseltir?

    Performans hava filtresi bir aracın motor gücünü arttırabilmek için uygulanabilecek en pratik ve ucuz modifiye yöntemidir. Öyle ki aracın modeline bağlı olmak şartı ile bir kelepçe ve bir tornavida ile kutu içindeki standart filtreyi çıkartıp performans hava filtresi ile değiştirmek 5 dakika gibi kısa bir sürede mümkündür. Ayrıca markasına ve tipine göre değişmekle beraber 35-40TL'den başlayan ucuz fiyatlar ile performans hava filtrelerini bulmak mümkündür. Diğer taraftan bu kadar basit ve ucuz bir şekilde yapılan bu modifiye işlemi özellikle ülkemizde son derece bilinçsiz bir şekilde gerçekleşiyor. Kulaktan dolma bilgilerle yapılan bu işlem bazı durumlarda güç artışı beklentilerini boşa çıkardığı gibi motora da zarar verebilmektedir. Bu nedenle her işte olduğu gibi performans hava filtresi değişikliği de bilinçli bir şekilde yapılmalı ve bu işin profesyonellerine danışılmalıdır. Ayrıca kullanılabilecek en kaliteli hava filtreleri seçilmelidir. Unutulmaması gereken, görevini düzgün yapamayan performans hava filtresine sahip bir otomobil ile sigara içen bir kişi oldukça benzerdir. Motorda hava filtresi ne işe yarar? Performans hava filtresinin ne olduğunu öğrenmeden önce standart bir hava filtresinin motordaki işlevini tam olarak bilmek gereklidir. Motorun emdiği hava silindirler içerisindeki yanma için gereklidir. Hava olmaz ise yanma da gerçekleşmez. Ancak bu hava temiz bir şekilde gereklidir. Hava içerisinde %78 nitrojen ve %20 oksijen bulunur. Geri kalan %2'de ise diğer gazlar mevcuttur. Ayrıca ortamda bazı partiküllerin oluşturduğu ancak göremediğimiz toz parçacıkları da mevcuttur. Işık altında görülebilen partiküller. Motor, hava emişi sırasında ortamda ne varsa içine çeker. Ancak bu sırada yanma için gerekli olan hava ile uçuşan toz partiküller de emilir. Bu partiküller göz ile görünmeseler de aralarında kırık taş formunda oldukça keskin olanları mevcuttur ve bunlar metali çizebilecek derecede serttir. Motorun yanma odasına girmeleri durumunda ise birbirleri ile sürtünen piston ve silindirler arasına girerek bu parçaların çizilmesine neden olabilirler. Ayrıca günümüzdeki motorların büyük bir kısmının turbo beslemeye sahip olduğu düşünülürse bu zararlı partiküller pervane yataklarına da zarar verebilme potansiyeline sahiptir. Zaten oldukça hassas toleranslara sahip olan motor parçaları bu çizikler nedeniyle hasar görür ve bunun sonucunda da çalışma verimi düşer. Bu durum uzun bir süre gerçekleşirse motorda ciddi hasarlara neden olabilir. Hava içerisinde göz ile görünmeyen toz parçacıklarının elektron mikroskobunun altında görünümü. Tüm bu nedenlerden dolayı motor silindirleri içerisine bu sert partiküllerin girmesi sakıncalıdır. Hava filtresi motorun ihtiyacı olan havayı geçirir ancak zararlı toz parçacıklarını geçirmez ve büyük bir oran ile filtreler. Bu sayede motor çok daha uzun ömürlü ve sağlıklı olur. Aşırı Kirli Hava Filtresi. Performans hava filtresi nedir? Standart hava filtrelerinin hava içerisindeki partikülleri büyük bir oranda filtrelediğini yukarıda belirtmiştik. Otomobil üreticileri motor ömrünü daha da fazla arttırabilmek için daha sıkı filtreler kullanırlar. Ancak daha sıkı olan bu filtreler partikülleri iyi filtreleyebildiği gibi hava akışını da bir miktar engeller. Bu durumu en basit olarak şöyle örnekleyebiliriz. Burnumuzla bir kaç sefer derin nefes alalım. Daha sonra burnumuzu bir bez parçası ile kapatalım ve aynı şekilde derin bir nefes daha alalım. Görüldüğü gibi bez ile nefes almak daha zordur. Bu duruma benzer bir şekilde motor da filtre ile bir miktar daha zor hava emişi yapabilmektedir. Standart Kağıt Hava Filtresi. Performans hava filtrelerinin amacı ise motorun daha rahat emiş yaparak daha fazla hava almasını sağlayabilmektir. Standart hava filtrelerinin gözenekleri partikülleri en ince şekilde filtre edebilmesi için daha dardır ve bu nedenle hava emişi de zor gerçekleşir ve genellikle kağıt bazlı malzemeden imal edilirler. Havanın daha rahat emilebilmesi için ise bu gözeneklerin daha geniş olması gerekir. Ancak daha geniş gözenek demek istenmeyen partiküllerin bir kısımın da silindirler içerisine girmesi demektir. Performans Hava Filtresi. Performans hava filtreleri ise genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş özel malzemelerden üretilir. Gözenekleri hem kağıt filtrelerden daha geniştir hem de kullanım ömürleri çok daha uzundur. Ancak geniş olan bu gözenekler havayı iyi geçirse de iyi filtre edemez. Bu nedenle hem hava akışını sağlamak hem de filtreleme kapasitesini arttırabilmek için pamuk iplik bazlı filtre malzemesi özel bir şekilde yağlanır. Emilen havanın içinde bulunan motora zararlı partiküller ise bu yağa yapışır. Bu sayede hem daha fazla hava emilirken hem de partiküller filtrelenmiş olur. Ancak her şekilde araçlarda standart olarak bulunan kağıt hava filtreleri zararlı partikülleri daha iyi engeller. Ayrıca yüzey alanı daha geniş olan kutu dışı açık tip performans hava filtrelerinde yüzey alanı daha fazla olduğu için emiş daha fazladır. Tüm bunların sonucu olarak yaklaşık %35-40 oranında daha fazla hava emişi sayesinde de güç artışı sağlanır. Performans hava filtresi pamuk iplikli doku. Performans hava filtresi ile güç ne kadar artar? Emilen havanın artması sonucu güç artar ancak bu durum ağırlıklı olarak üst devirlerde gerçekleşir. Alt devirlerde ise bir miktar güç kaybı bile olabilir. Bunun nedeni ise alt devirlerde daha az olan yakıt miktarı yüksek miktarda hava ile karışır. Bunun sonucu olarak da fakir karışım oluşur. Fakir karışım ise gücün düşmesine neden olur. Ancak tüketimde de bir miktar azalma meydana gelir. Üst devirlerde ise gelen yakıt konusunda sorun olmadığı için daha fazla hava sayesinde yanma daha iyi gerçekleşir ve bu doğrultuda güç, motorun ve kullanılan performans hava filtresinin tipine bağlı olarak yaklaşık olarak %4 artabilir. Ancak yüksek devirlerde elde edilen güç nedeniyle tüketim değerlerinde küçük bir miktar artış da olabilir. Normal kullanım şartlarında ise genel tüketimde düşüş beklenebilir. Diğer taraftan performans hava filtrelerinde emilen hava miktarı daha fazla ve hızlı gerçekleştiği için motor sesinde artma meydana gelir. Bu ses oldukça sportif hisler uyandırır ve güç artışını ve tüketimi bir kenara bırakıp sadece bu ses için performans hava filtresi kullanan sürücüler vardır. Ancak sesin daha fazla alınabilmesi için gaza fazla basan sürücü yakıt tüketiminin aşırı artmasına neden olur. Kendi tecrübelerimize göre bu sportif sesin tahrik edici yönü nedeniyle tüketimi düşürmek pek de mümkün olmamaktadır. Kaç tip performans hava filtresi vardır? Otomobil üreticileri hava filtrelerini plastikten bir kutunun içerisine yerleştirmiştir. Bu bir nevi susturucudur ve hava emişinden kaynaklanan sesin gerek aracın dışında gerekse de içinde daha az duyulmasını sağlamaktadır. Ancak bir kutu içerisine sıkıştırılmış olan ve dar bir hava emme kanalı olan bu filtrenin hava emme yüzey alanı da sınırlıdır. Açık hava filtresi Bu sınırın önüne geçmek isteyen performans filtre tasarımcıları hava filtresi kapağını iptal ederek ve filtreyi kutu dışına alarak hava emme yüzey alanını büyütme yolunu seçmişlerdir. Bu tip performans hava filtresine "Açık hava filtresi" de denir. Emme yüzey alanı büyüyen filtre sayesinde hava emiş miktarı da artar ve yaklaşık olarak %4 güç artışı sağlanır. Emilen hava miktarı ve plastik muhafaza kutusunun susturucu etkisi kalmadığı için de ses düzeyi çok daha yüksektir. Ancak bu durum performans tutkunları tarafından tercih edilir. Açık hava filtesi Kutu içi performans hava filtresi. Kutu içi hava filtreleri ise standart kağıt hava filtreleri ile aynı ebatlara ve görünüme sahiptir. Sadece kullanılan malzemeler de değişiklik vardır ve bu malzemeler açık hava filtresi ile aynıdır. Montajı ise standart filtreler ile aynıdır. Motor kaputu açıldığı zaman performans hava filtresi kullanılıp kullanılmadığı anlaşılmaz. Kutu içerisindeki yerini muhafaza eden bu performans filtresinde yüzey alanı daha az ve emiş kanalı da dar olduğu için hava emiş miktarı daha azdır ve bu doğrultuda elde edilen güç miktarı açık tiplerdeki kadar yüksek değildir ve yaklaşık %2-3 seviyesindedir. Ayrıca açık hava filtresinin aksine ses düzeyi düşüktür. Bu sayede kabin içerisinde ses düzeyini yükseltmez. Kutu içi performans hava filtresi. Performans hava filtrelerinin ömrü ne kadardır? Performans hava filtreleri pamuk ipliklerinden üretilir, yağ ile partikül tutma kapasitesi arttırılır, telden bir kafes vasıtasıyla da şekillenir ve standart kağıt filtrelere göre çok daha dayanıklıdır. Standart filtreler modele bağlı olmak şartı ile 10.000km-30.000km arasında ömre sahipken kaliteli markaların performans hava filtreleri bakımları düzgün yapılmak şartı ile neredeyse 1 milyon km ömre sahiptir. Yaklaşık olarak 50.000km'de bir markanın önerdiği şekilde temizlenip yağlanırsa sorunsuz bir şekilde kullanılabilir. Açık tip hava filtreleri ise motor kaputu tarafından sıkıştırılmamalı ve kesinlikle deforme olmamalıdır. Filtrenin herhangi bir yerinde meydana gelebilecek bir açılma zararlı partiküllerin motora girmesine neden olabilir ve bu nedenle de bir süre sonra motorda hasar meydana gelebilir. Kaynak:SekizSilindir
  21. 8 points
    Bmk

    Subaru Kısa Korku Filmi ​​​​​​​​​​​​​​

    Yeni bir reklam değilmiş ama görünce çok hoşuma gitti. İzlemeyenler vardır diye şöyle atayım dedim
  22. 8 points
    Nusret

    Subaru Libero E12

    Subaru düşkünleri haricinde pek bilinmeyen, forumdada pek ismi geçmeyen bu çok özel model hakkında forumda bir konu bulunsun istedim. Duymayan bilmeyen kalmasın. 1994'te Sıfır km olarak alınmış ve halen şirket işlerinde kullanılan bir Liberomuz var. Kendisi benim hayatımda ilk kullandığım araç. Ama nasıl bir araç. Bu nasıl bir tasarım. Bu nasıl bir mühendislik. Koltuğa oturduğunuz anda başınız yürürken hangi yükseklikte ise yine neredeyse aynı yükseklikte oluyor. Dünyayı çok alışkın olduğumuz şekilde görüyoruz. Ve o saniye araca alışmış oluyoruz. Sanki kırk yıllık kullanıcısı gibi hissediyorsunuz. Kucağınızda tepsi gibi uzanmış ince bir direksiyon buluyorsunuz. Ve vitesin üzerindeki o efsane tuş. 4wd! araç normalde iki çeker iken hareket halinde veya dururken hiç farketmeksizin vitesin üstündeki tuşa bastığınız an 4 çekere geçiyor. Sistem Justyde kullanılan sistem.Motorda bildiğim kadarıyla aynı olan 1.2 motor. Kasa olarak yaygın 2 kasası var. 94 öncesi eski kasa ve 94 sonrası bana göre bir tasarım harikası olan kasa. Bugun bi impreza sahibi olmamın en temel sebebi. Yeni kasada malesef Türkiyeye gelen modeller van. Yani çift sunroof ve arka camlar yok. Şöför koltukları geri dönmüyor ve arka çift sıra koltuk yok. Şekil 1-a bizim gariban. Ama yurt dışında çok güzel versiyonları olan bir araç. Bu günlerde Türkiyede kalan Liberoların sayısı iyice azaldı. Yıllar önce bukadar güzel bir aracın bukadar az tutulmasına hayret ederek facebookta bir grup açmıştım. Bugun 500'e yakın üyemiz oldu dünyanın her yerinden. Ve hepsi araçlarına aşık
  23. 8 points
    F-Eren

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Boya koruma sonrası...
  24. 8 points
    İlter

    Subaru Forester XT Subap Ayarı Hakkında

    Şimdi arkadaşlar bu subaptan çok çekmiş biri olarak ustalardan ve internetten edindiğim bilgileri anlatayım Evet subaruların bazılarında otomatik itici sistemi var. Bu sistemde subaplar uzasa bile otomatik ayarlı hidrolik iticiler yağ basıncı sayesinde egzantrik mili ile fincan arasındaki mesafeyi hep 0 da tutuyor. Bu da motorun daha pürüzsüz ve sessiz çalışmasını sağlıyor ve subap ayarı uzuun bir süre hiç bozulmuyor. Araç fazla sıkıştırılırsa subaplar zamanla benzinde bile hidrolik iticinin tolere edebileceğinden daha fazla uzama yapabiliyor ve bu otomatik itici sistem artık gerekli ayarı yapamıyor ve araç subap ayarı isteme başlıyor. LPG siz bir subaruda bu genelde bu iticiler sayesinde subap ayarı 200.000 km kadar gerekmezken, LPG olunca 80-90 bin kmye kadar düşüyor bu süre. Hatta aracı fazla sıkıştırıyorsanız lpg de 40-50 bin de bile artık iticiler otomatik ayar yapamıyor. İlk ayar sonrasında düzelen motor lpg nedeniyle ayar bozmaya devam ediyor ve 2. ayar zamanı 1. den daha önce oluyor. Zaten 2. subap ayarı istendiğinde artık subapların yatakları ve başları da deforme olmuş oluyor ve rektefiye + subap yenilemesi istiyor. Üstten çift egzantrikli motorlarda subap ayarı 1000 lira civarına yapılırken ikinci kez ayar bozulduğunda subap yenileme işlemi ise 3000 lira civarı tutuyor. Otomatik hidrolik subap itici teknolojisinin doğuşu 1950lere kadar dayanıyor. Hidrolik iticiye sahip olmayan motorlarda ise subap ayarı benzinde bile 30-40 bin km içinde gerekli oluyor çünkü zamanla uzayan subapları otomatik ayarlayan bir sistem yok. Mesela honda motorları benzinde 40binde bir, LPG'de ise 20 binde bir subap ayarı ister. 5-6 kez ayar yapıldıktan sonra da ayar kurtarmaz ve subap değişimi ister. Ama boxer motor olmadıkları için ve üst kapak açılarak motor yerindeyken yapıldığı için maliyeti çok azdır.
  25. 8 points
    goldfire

    Dizilerde Subaru ?

    Bugün Hürriyette dikkatimi çekti.Film "Çalgı Çengi 2". Fotoya dikkatli bakarsanız kamera ekipmanı mevcut ve aksiyon sahnesi çekiliyor. Dizi ve filmlerde her ne kadar ön planda göremesek de arka planda asıl iş yükünü SUBARU çekiyor.
  26. 8 points
    teamstratus

    Subaru Forester Double-Din Tablet Montajı

    Merhabalar İngiltere'den getirttim, isteyen olursa linkini eklerim,300 tl yi bulmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Bitmiş hali resmi ellememişim.
  27. 8 points
    emre-sti

    Subaru Forester 2.0 LPG Yakıt Verileri

  28. 8 points
    İlhan

    Fren Balatası Değişiminde Disk Taşlamanın Önemi !

    Merhaba Yazılarını yakından takip ettiğim Hakan abimizin bir makalesini paylaşmak istiyorum. ALINTIDIR Her balata değişiminde disklerin taşlanması şarttır. (bu işlem normal bir torna tezgahında ya da disk için özel üretilmiş daha küçük bir torna üzerinde yapılır. diskleri yerinden sökmeden, araç üzerinde taşlama yapan portatif aparatlar da var bu arada.)Şimdi... fren konusunda çok detay yok, değil mi? İki balata, arada metal disk. Basarlar diskin üzerine, al sana fren. İş öyle değil maalesef. Balatalar, ilk çalışmaya başladıklarında diskin üzerine bir miktar "balata kalıntısı" bırakırlar, o yüzden ilk rodaj sırasında frenler "zınk"diye tutmaz. Çünkü, önemli olan balata ile metal arasındaki sürtünme değil, bu "kalıntı" sayesinde balata ile metal disk+kalıntı şeklinde olan ve yeni oluşan yüzey arasındaki sürtünme ilişkisidir. Balata değiştirilirken "diskleri taşlamaya lüzum yok", ya da "ne uğraşıcan abi" türü laf eden yerlerden uzak durmak en iyisi. Çok alakasız bir yerden örnek vereyim: Drag yarışlarında, yarıştan önce "burnout" yapılır. Duman dumana patinaj çekilir yani. Burada iki amaç vardır; lastik ısıtmanın yanısıra, asfalt üzerine o lastiğin "kalıntısı" bırakılır. Ekip şefi, aracın milimetre şaşmadan tam o izlerin üzerinden geri giderek, yarışa o kalıntıların üzerinden başlayabilmesini sağlamak için göbeğini çatlatır. Çünkü, o kalıntılı iz üzerinde sürtünme daha fazladır, yarışa patinaj yapmadan başlanır o sayede. Bir diskin üzerinde başka bir balatanın kalıntısı var ise, yeni balatanın o diskte verimli çalışabilme olasılığı azalır. Daha da kötüsü, eski kalıntılar yeni balatanın cilalanmış gibi parlamasına yol açabilir (burada glaze demeye çalışıyorum). Bir de ek bilgi: Taşlama/tornalama işlemi biten disklerin - tıpkı silindir honlar gibi - dairesel bir şekilde honlanması gerekir. Bu işlem de çok yüksek hızda yapılır. Bu sayede yeni balatanın rodajı da çok daha kısa sürer. Orijinal balataları söküp yerine çok farklı bir balata takarsanız, ama bu işi yukarıda açıkladığım işlemleri yapmadan yaparsanız, olan paranıza ve fren performansına olur, o kadar. Bu tornalama işleminin de bir maksimum sayısı olmalı değil mi? İşlemin kaç kez yapıldığı önemli değil, disk kalınlığının mikrometre ile ölçülüp her aracın servis manuelinde belirtilen değerlerin altına inip inmediğine bakılır. İnmişse disk mecbur değişecek. Kaynak:MazdaClubTR
  29. 7 points
    basscanabi

    Direksiyon sertleşmesi ve pompa ötmesi

    Merhaba Geçen yıl havalar soğumaya yakın, sabah ilk çalışmada hidrolik direksiyon pompası ötüyordu ve direksiyon çok sertti. Sisteme hava girdiğini anladık ve hidrolik hortum uçlarına kelepçe takarak sorun giderildi. Bu sene yine aynı sorun baş gösterdi. Niyeti bozup tüm hortumları kontrol ettim ve hava alabilecek sadece 3 hortum vardı. Bucak'a Bektaşaoğlu Garaja yolum düştü ve durumu anlattım. Orijinal 1 tane hortumun fiyatı 260 lira ve 3 hafta tedarik süresi olunca. Hortumları söktürüp hidrolikçiye gittim. Sistemdeki hortumların aynı çaptaki benzerlerini aldım ve taktılar. Sorun anında çözüldü. Hortumlar zaman içinde incelmiş ve bağlantı noktalarından hava karışınca yağ özelliğini kaybedip pompada ses oluşuyor. Her ne kadar orijinal hortum gibi şekilli olmasada toplam hortumlara 35 tl vermek, şeklinin ne kadar önemsiz olduğunu kanıtladı. Ek olarak, pompanın üst kısmı sökülerek alt kısmındaki "O ring " değişti. 1 aydır kullanıyorum sıkıntı yok. Kendiniz bile yapabilirsiniz. Eski arabaların bir çoğunda bu durum var. Hidrolik direksiyoncuya servet ödemeyin çünkü ilk söyledikleri pompa gitmiş. Değiştirdiğim hortumları yeşil renk ile şema üzerinde işaretledim. Umarım faydalı olur. Kazasız, belasız sürüşler
  30. 7 points
    Erçay

    Jant Boyama

    Nissan Maxima aracıma orjinal jantlarını satın aldım, durumları çok kötüydü. Bende evde boyayım dedim Sırasıyla; önce yıkama yaptım (kendimden ayırt etmedim duşakabinde yıkadım) Ardından zımpara ve keçeleme yaptım. (Bu noktada aleminyum macun ile doldurmam gereken yerler vardı ama o kadar vaktim olmadığı için pas geçtim, macun sonrası tekrar zımpara yapılmalı, o kadar uzun süre balkonu işgal edersem hanım da beni balkonda yatırır ) Sonra tekrar yıkama ve kurulama sonrası birkaç kat ince tabaka halinde boyasını attım ve yarım saat kurumasını bekledikten sonra vernik ile işlemi bitirdim. Astar neden atmadın derseniz, vaktimin olmaması (yani balkonda yatma endişesi ) ve renk değişikliğine gitmemiş olmamı mazeret olarak sunabilirim
  31. 7 points
    basscanabi

    Lambda Sensörü Arızasına Ekonomik Çözüm

    Merhaba Arkadaşlar Uzun zamandır foruma giremiyorum. Malum bebeğim oldu. Onunla uğraşmaktan hiçbir şeye vakit yok. Yaklaşık 5 ay önce araç p0037 nolu arızayı verdi. Arıza bank1 sensör 2 sensör ısıtıcısının açık devre olduğu söylüyor. Biraz araştırma orjinal olanların fiyatının 800-1000 tl civarında olduğunu söylüyor. Bu çok yüksek bir meblağ. Sensörleri araştırırken euro4 motorlarda katalizör sonrası dar band sensör kullanılıyor. Bu da tüm euro4 motorlarda aynı sensör var demek oluyor. Eğer alacağınız sensör 4 kablolu ise direk uyacaktır. Tek sıkıntı soket uymuyor. Rengi rengine aracınızdan çıkan soketin kablolarına lehimleyince sorun çözülüyor.Boşuna gidip çok para vermeyin. Palio orijinal sensörünü aldım 4 kablolu Bosch marka. 189tl sensör, 30TL sökme takma ücreti ve lehim ücreti. Toplam 219TL ile sorun çözüldü.
  32. 7 points
    İlhan

    Akü Hakkında Bilinmesi Gerekenler

    Mazda Mx-5 tutkunu ve sahibi, 1.Nesil Mazda 3'e Turbo takan bir abimin. Güzel bir makalesini sizlerle paylaşmak istedim. Kendisi tam bir Mx-5 tutkunu olup, bu modelle ilgili artık ihtisas yapmıştır kendisi. En son Barcelona'da düzenlen yeni Mazda Mx-5 lansmanına katıldı. Kendisinin otomobil dünyası ile güzel makaleleri vardır. Fırsat buldukça yer yer paylaşırım inşallah. Bu vesile ile kendisinin kulaklarınıda çınlatıyorum. Akü dediğin kapalı kutu. Kavun değil ki koklayıp alasın, di mi.. Peki, akü nasıl alınır? Domates gibi kiloyla da satılmıyor, di mi.. Akü milletinin en birinci, mühim ve hayati görevi, motoru çalıştırmaktır. Marş yani. Ciuvciuvciuv sesi. Akü alırken, bu görevin önemi UNUTULMAMALIDIR. Motor çalıştıktan sonra, alternatör devreye girer. Bujileri, müzik sistemini, farları, yolcu fırlatma koltuğunu (elektrikli ise) hep alternatör çalıştırır. Bir yandan da aküyü şarj eder. Burada durup ŞARZ diyenleri kınayalım bir süre. Şimdii.. Akünün iş tanımı bu kadar belli iken, neden alakasız bir güç birimi ile sınıflandırılır bu meret? Cevap: Cehalet. 60 Amperlik akü demek, o aküden bir saat boyunca 60 Amper elde edilebilir demektir. Çünkü, bu Amper birimi, aslında "Amperbölüsaat"dir. Yaa. 72 Amperlik akü... anladınız siz artık. Pekii, ben bu aküyü tavan lambası yakmak için mi alıyorum? Yoo, motoru çalıştırsın diye. Pekii, ne zaman, hangi koşullarda bu aküden bir saat boyunca 60 Amper tüketmeyi planlar insan? Hiç bir zaman. O halde, akü alırken nasıl bir birim ile tanımlamak lazım? Her akünün üzerinde CA ve CCA türünden değerler bulunur. AKÜNÜN ASIL DEĞERİ BU BİRİMLERDİR. CA, cranking amps, yani, marş basabilmek için elde mevcut amper (güç) demektir. Ortalama bir 4 silindirli motor, nereden baksanız 110 - 130 amper gerektirir. (60 amper ile afedersiniz, nah çalışır yani) Bu, akünün CA değerini ilgilendirir. Ama ası önemlisi, CCA değeridir. Cold Cranking Amps. Yani, hava/motor soğukken marş basabilmek için elde mevcut amper (güç). Hava soğuduğunda akü milleti kimyasal yapıları itibarı ile daha az güç üretirler. Dolayısı ile, CCA değeri hep CA değerinden düşük olur. Motor ise, soğukken, içindeki yağ daha kalın olduğu için daha zor döner, yani daha fazla güç gerektirir. En iyimser hesapla, 420 - 450 CCA değerinde bir akü anlamına gelir bu. Ancak, gerçek hayatta alarm sistemleri, açık unutulan ışıklar, durkalk trafikte ya da kısa mesafelerde adam gibi şarj olma fırsatı bulamayan aküler de var. (Burada yine şarz diyenlere sitem yolluyorum) Ama, fabrikalar, hem ağırlık olmasın, hem de üç kuruştan yırtalım diye 380 CCA değerinde akü bile takabiliyorlar. Ben minimum 750CCA kullanıyorum. Soğuk bir diyarda yaşadığım yıllarda direk 1100 (binyüz) amper kulanırdım. Çünkü, sabahın köründe arabaya küfür edip tekrar inmek için binmiyoruz. O 10 saniye çok önemli. Diyeceğim şu: Bilinçli tüketici olun. Akü alırken satıcının sizi gargaraya getirmesine izin vermeyin. Akünün CCA değerine mutlaka bakın. Şu linke bir tıklayın: http://www.optimabatteries.com/optima_products/redtop/specs.php Verilen ilk değer akünün Voltajı, ikinci değer ise CCA! Yaa.. Lütfen cahil satıcıların bilinçsizliğine kanmayın. Kaynak
  33. 7 points
    emre-sti

    Halojen, Led ve xenon aydinlatma

    Su an otomobil sektorunde aydinlatma urunleri olarak Halojen, xenon, led ve lazer kullanilmakta. Lazerler konumuzun disinda cok yuksek maliyetleri var ve araca sonradan takilamiyor. Halojenler buyuk cogunlugumuzun kullandigi ampuller kimimiz aydinlatmasindan menun degiliz kimimiz ise memnun. standart halojenler oldukca uzun omre sahip olduklari gibi uygun fiyatlidir ama aydinlatma yonunden yetersiz kaldigindan sikayet edilir. standart halojenleri guclendirmek icin elimizde bazi secenekeler vardir: Osram nightbreaker unlimited, philips extreme vision, genel electric ulta megalight gibi bu halojen ampuller standart ampullere gore yuksek miktarda isik verirler guzel aydinlatma performansi saglarlar ancak fiyatlari yuksektir omurleri ise ortalama 270-300 saattir bir sene sonunda patlarlar. daha guzel anlatimi burada bulabilirsiniz http://www.geceucusu.com/topic/2616-halojen-farların-güçlendirilmesi-ve-ampul-seçimi/ Gelelim xenonlara, xenonlar basit anlamda iki kategoriye ayirabiliriz oem urunler ve halojen merceklere uyhgun uretilen cakma xenonlar Oem uxenonlarda xenon ve bi xenon olarak ikiye ayrilir. Xenonlari da mercekli, merceksiz ve adaptif(teker haraketlerine gore saga sola donerek viraj performansi artirir) olarak 3 e ayirabiliriz. bi xenon mercek icindeki perdenin biraz acilmasi ile kisa far menzilindeki isigi uzun far menziline cikartmasi ile saglanir. Cakma xenonlari tavsitye etmiyorum cakma xenonlar ucuza temin edildigi gibi kisa sure sonra far taslarini karartiyor ayrica farlarimiz standart halojenlere gore dizayn edildigi icin farkli tipte ampul takilinca odak noktalari tutmamakta ve kotu isik dagilimi meydana gelmekte. Merceksiz farlara takilanlar karsi taraftaki surucunun gozlerini de ciddi sekilde de rahatsiz eder, mercekli farlarda rahatsizlik vermese de odak sorunu yasanmakta ve muayneden gecememekte Xenonlar: xenon beyni veya balasti denilen parca sayesinde voltaj yukseltilerek xenon ampullerin icindeki xenon gazinin yakilmasi ile elde edilen isiktir. Elemanlari: balast veya beyin, ampul, far yukseklik ayarina yarayan sensorler, far yikama unitesi, adaptif xenon ise direksiyon hareketine gore saga sola hareket ettirmeye yarayan sensor ve motor gibi elemanlardan olusur Merceksiz xenonlari subaru 2006 sonrasi forester ve xvlerde kullandi bu xenonlardaampuller d1r d2r d3r d4r gibi kodlara sahiptir. far tasi icindeki ampul karsidan direk gorulemez ampul onunde ic bukey bir yansitici vasitasi ile isik far tasina yayilir. Mercekli xenonlar xenon(sadece kisalar) bi xenon hem kisa hem uzun xenon ve adaptif olarak yukarida cesitlere ayirmistik mercekli xenonlarda ampuller d1s,d2s gibi s uzantisi ile biter. Kendi aracima bi xenon montaji yaptirdim. bunlar icin ampuller haric cikma urunler kullandim. xenon balasti audi a6 dan cikma, bi xenon mercegi ise golf7 veya mercedes c serisidnen cikma aldim tam hatirlamiyorum. ampullerim d3s di almis oldugum balast d3r,d3s,d4r ve d4s destekliyordu. montaji ise balast ve mercekleri aldigim forumgeceucusu'ndanSirri Polat' a yaptrdim. Farlara mercek ve balast takildi(legacy farlarinda xenonlu modeller oldugu icin far altinda balast yeri vardi balsti oraya gizledik). tesiasati guvene almak icin role takildi ama isik alamadik. sinyaller merceksiz halojen uzunlar calisiyor ancak bi xenon calismiyordu Sirri Polat kurcalarken subarunun enterasan bir huyunu kesfedip baglantilari yeniden duzenledi. Normalde diger otomobil ureticileri fara elektrigi + baglantisini kesip baglayarak gonderiyormus ancak Subaru + yi surekli gonderiyor - yi kesip baglayarak isiklarin yanmasini sagliyormus =) halojen uzunlarin soketlerini yerinden cikararak uzun farlari iptal ettik. Aracimda mercek olmasina ragmen bu montaj sonrai muayenden gecemiyecek bunun icinde muayene zamani xenon ampulu sokecegiz halojen ampullerin kenarini biraz traslayarak yerin oturtup muayeneden oyle gececegiz. LED Gelelim en calkantili ve ve en aldatmali led konusuna On far grubunda ledleri tavsiye etmiyorum mercekli farlarda bazilari guzel sonuclar versede halojen ampullere gore dizayn edilen far taslarina farkli odaktaki ledleri takinca isik dagilimi kotu olmakta kisa mesafede guzel bir aydinlatma poerformansu sunsa biraz ilerisinde isik dagilimi kenarlara kaymakta ve uzak measafelerde sikinti yasanmakta. bu sehir ici kullanimda sikinti yasatmasa da uzun farlarin acilmadigi uzun yol veya aydinlatmasi olmayan sokaklarda sikinti yasanmaktadir. bazi farlar bazi araclarda guzel sonuclar vermekte, alcaginiz led ampulu boz karanlik bir yerde deneyerek alin begenmezseniz iade edin, ayrica ilanlarda abartili sekilde lumen deferleri verilerek tuketiciler kandirilmaya calisilmakta. http://www.geceucusu.com/topic/2490-kısa-uzun-sis-farı-için-ledli-ampul-tavsiyesi-h7-h1-h4-h10-h11-h16/ bu baslikta bir cok model denendi ve yorumlari bulunmakta illa ki led takilmak isteniyorsa xhp-50-70 gibi led cipine sahip ledleri alin geri kalan ledlerden verim alamazsiniz bu ledlerin montaji da cok onemli led ampul kendi soketi icinde hareket ederek odaklanmaya bakilmalidir. en iyi sonucu almak icin bos uzun bir yolda once halojen ampulle dar acilarak isik dagilimina bakilmalidir nereleri iyi aydinlatiyor kac metre mesafeyi aydinlatiyor sonra led takilarak isik dagilimina bakilmalidir. ledler genelde kisa ve orta mesafeyi isigi yogunlastirir ve beyaz olmalarindan otoru insanlari guclu aydinlatiyor hissine kapilmasina neden oluyor Geri kalan alanlarda led kullanimi https://am-application.osram.info/en buradan aracimizi secerek hangi ampulumuzun hangi tip oldugunu ogrenip o tipte led alabiliriz gosterge paneloi haric cree led cipine sahip lep ampulleri oneririrm. Ben aracimda bagaj ve sinyaller haric bu led cipini kullaniyorum oldukca guclu aydinlatmayha sahip. On park lamabalari subarular genelde t10 tipi ampul tipinde park lambasi kullanmakta on arklarda kullandigim bu ampul neredeyse gunduz fari gucudne cok memnunum. aliexpress arama terimi: t10 Cree 50w Sinyaller evet en onemli ve zor konu. eger sinyalleriniz orjinal led degilse sadece ampul ile takilan led kullanacaksiniz cok guclu bir model kullanmalisiniz. ama ne kadar guclu kullanirsaniz kullanin gunduzleri karsidan belli olmasi zor olacaktir. Orjinal ledli sinyallere dikkat ederseniz ledler aydinlatma grubu icinde dagilmistir ve uzerinde renkli de olsa bir kapak vardir bu kapaga carparak onu aydinlatir. sonradan takilanlarda ise 2 cm capinda bir yerde butun ledler toplandigindan gunes isigi altinda gorunumu zayif olacaktir. Led ampul takinca bitmiyor bir diger yonu ise daha az akim cektigi icin sinyal yanma sonme hizi konusunda sorun yasanacaktir ya cok hizli yanip sonecektir ya da surekli yanik vaziyette kalacaktir bunun icin 3 cozum yolu var 1. standart ampulu paralel baglayarak kaportya icine gizlemek ledleri yerine takmak 2. si metak sogutmali tas direnc takmak sogutmali olmasi onemli cunku direnc cok isinacak 3. su ve benim kullandigim subarular bu konuda sansli bazi araclar sinyal rolesi yok o yuzden bu yontem kullanilamiyor ayarli flasor veya role ben bunu kllaniyorum tavsiye ederim cok az bir ses farki oluyor orjinal roleye kiyasla bu role yardimi ile sinyal yanip sonme hizinizi ayarliyabiliyorsunuz. Legacy de sinyal rolesi direskiyon altindadir. iste ayarli sinyal rolesi. aliexpress arama terimi 8 pin led flasher relay adjustable . ortalama 5 6 dolar fiyati vardir gelelim led sinyal secimine gene cree cipli kullanmaliyiz ve amber veya yellow diye aramaliyiz cunlu kendinden renkli led almamiz gerekiyor son sinyaller icin iki alternatif vardir cift renkli olanlar hem beyaz hem sari/turuncu olanlar. 10-22 dolar arasi fiyati vardir 2 tanesi icin Dikkat ettiyseniz resimlerhep gece cekilmistir cunku bu tarz ledlerin gunes isigi altinda performanslari kotudur cree cipli ledler fiyatlari da iki tanesi icin 20 dolar civadir 4 tane almak gerektigini dusununce maliyeti oldukca yuksek getirisi fazla degildir sinyallerde ucuza kactim 5630 smd cipli led kullandim eskiye nazaran poerformans dususu olsada keskin yanip sonusu hosuma gidiyor. tanesi 1.34 dolar civarinda. Aliexpress arama terimi 7443 amber veya yellow 5630 . Turuncu(amber) olanin goruntusu guzel ancak sari(yellow) olan daha cok aydinlatma sagliyor gelelim arka aydinlatma grubuna geri vites icin on parklarda kullandigim t10 50w cree cipli ledlerden oldukca memnunum. muhtesem bir aydinlatma performansi var . sinyal icin yukaridaki bilgilerden faydalanabilirsiniz arka park ve fren lambasi cift duylu KIRMIZI ledleri tercih etmeliyiz ben arka sis lambasi icin 100w cree ledli farkli led dizilimine sahip bu modeli aldim bel aldigim zamanda 23 dolardi ve dolar 2,30 filandi ama o kadarda memnun kalmadim 80w kirmizi cree led ile neredeyse ayni performansa sahipti. aliexpress arama terimi: 80w cree Red 7443 alternatif model: 7443 red 5630 Arka sis ve 3 stop icin genelde 7440 soket kullaniliyor zamaninda aldigim cree80w kirmizi ledi kullaniyorum buralarda cree 50w 80w 100w larin fiyatlari oldukca yuksektir alternatif olarak 5630 veya 5730 cipli modellerio kullanabilirsiniz bizim sahin de tum aydinlatma grubunda kullaniyoruz memnunuz. Gelelim ic aydinlatmaya ic aydinlatmada cree cipli led kullanmak oldukca ekonomik 1-3 dolar arasi fiyatlari var genelde gene soket tipimizi ogrenmeliyiz ona gore arama yapabiliriz subarularda genelde 36 mm ampuller kullanilmakta. 1 2 3 cipli cree ledler tavan ve okuma lambalarinda kullanilabilir. ayna aydinlatmasinda eger lamba aynanin hemen yanida ise tavsoye etmem cunku goze direk geliyor ve goz aliyor eger lamba tavanda ise kullanilabilir ancak tavsiye etmem Evet gelelim bahaj mevzuuna ben bagajda fiyati 1 dolar olan 17cm cob led kullaniyorum denemek icin almistim ne olur ne olmaz diyerek 2 tane aldim ama bagaja cok fazla geldi iki tanesi bir tanesi bile oldukca yeterli. aliexress arama terimi: 17 cm cob led Araclarimiz hangi tip ampul kullaniyor buradan bulabiliriz. https://am-application.osram.info/en guzel bir baslik http://forum.grandepuntotr.com/makale/34242-arac-sistemleri-ile-ilgili-genel-bilgiler.html
  34. 7 points
    İlhan

    Otomobillerde Aerodinamik Yapı ve Etkileri

    Her yerde duyarız ve konuşulur. Aerodinamik kelimesinin kelime anlamı ile birlikte kastedilen tam olarak nedir ? Bunun araca tam olarak etkisi ne olabilir,olmasa ne olur ? ve aerodinamik nasıl oluşturulur ? Biraz teknik olarak ve örneklerle açıklamaya çalışalım .. Aeorodinamik, genel anlamda havanın kuvvetsel etkilerini inceleyen bilim dalıdır.Katı bir cisim etrafında akan hava veya hareketsiz duran hava içinde hareket eden katı cisim söz konusu olduğunda hava, aerodinamik kanunlarına uygun davranır. Havanın göreceli hareketinden kaynaklanan kuvvetler taşıma ve sürükleme kuvvetleridir. Hava taşımacılığında bu iki kuvvet önemli yer tutarken kara araçları için belli bir hıza kadar sadece direnç sürükleme kuvveti göz önüne alınır. Ancak çok hızlı araçlarda örneğin Formula 1 arabalarında taşıma kuvveti (aracın yol tutuşuyla ilgili olarak) dikkate alınması gereken değerlere ulaşır. Kuvvetler, hızın karesi ile doğru orantılıdır..Gelelim araçlarda çok sıkça kullanılan spoiler (rüzgarlık) kelimesinin anlamına ve işlevlerine;Kelime anlamı olarak spoiler (rüzgarlık) , bozucu veya dağıtıcı anlamlarına gelir.Yapılan laboratuar araştırmalarında aracın üstünden akan hava akımının ,kaportayı terk ettiği arka bölüme konulan spoiler (rüzgarlık) bu bölgenin arkasında oluşturduğu hız düşüşü ve buna bağlı olarak ortaya çıkan basınç artışının ,araca ilave itme kuvveti sağladığı veya diğer bir deyişle aracın hava direnç kaybını azalttığını ortaya koymuştur.Aracın ön tarafına konulan spoilerin ise, rüzgarı yönlendirerek yukarı doğru basınç yapmasını ve böylece otomobilin ön kısmının havalanmasını engellemektedir.. Golf 7 Aerodinamik Testi .. Araç Üzerinde Oluşan Kaldırma Kuvveti Tayfun veya hortum gibi şiddetli rüzgarların tehlikeli olmalarının bir nedeni çok alçaktan eserek yukarıya doğru basınç oluşturup herhangi bir kütleyi havaya savurmasıdır. Benzer bir etki de hızlı kullanılan otomobillerde oluşmaktadır. Bu etki aracın üstünde oluşan emme, altında oluşan kaldırma kuvvetiyle daha çok artmaktadır. Yüksek hızlı araçlarda aracın üst kaporta yüzeyinin kambur olması doğrusal akım karakteristiği taşıyan hava akımının ( V ) bu bölgede eğrilik sebebiyle hareket yönüne dik bir hız bileşeni kazanmasına ( V2 ) neden olur. Böylece yeni bileşen sayesinde daha büyük değere sahip bir bileşke hız vektörü ( Vb ) ortaya çıkar. Aracın üstünde oluşan basınç düşmesi araca yukarıdan emme etkisi yapar. Bu etki oluşurken bir yandan da aracın altından giren hava aracı yukarıya kaldırmak için basınç uygulamaktadır. Bu kaldırma ve emme kuvvetleri aracın tekerleklerindeki ağırlık kuvveti etkisini azaltarak kumandanın zorlaşmasına bilhassa viraj halinde aracın kolaylıkla savrulmasına ve hatta yerden havalanıp takla atmasına neden olur.Bu sebeple yarış otomobillerinin alt yapısına eğrilik verilerek yere basma kuvvetini artırmaya çalışılmıştır. Buna rağmen tam bir başarı sağlanamamıştır. Şöyle ki : olanca hızıyla giden bir yarış arabasını rüzgar piste adeta yapıştırır, öte yandan arabanın karoseri rüzgar direncini asgariye indirecek şekilde biçimlendirilmiştir. Rüzgar bir yandan arabayı piste yapıştırırken, öte yandan arabanın altında oluşan hava cereyanı bir karşı güç oluşturur. Öndeki otomobile fazla yanaşan bir yarış arabasının üzerindeki rüzgar baskısı azalır, çünkü rüzgarın esas baskısını öndeki otomobil karşılar, arkadaki otomobilin sürati artar ancak ön tekerlerin piste olan teması zayıflar. Bu durumda saatte 300 km hızla giden araç birden bire açıkta kalıp esen rüzgarla karşı karşıya geldiğinde arabanın altından giren hava tekerlerin yerle olan temasını keser ve aracı havalandırır. 1999 yılında 24 saatlik Le Mans yarışında Mercedes ekibinin başına gelen bu olayla ekip yarışlardan çekilmek zorunda kalmıştır.Bu arada kaza yapan Mercedes CLK - GTR pilotunu yakından tanıyacaksınızdır .. Normal binek araçlarında tehlike bu boyutlarda olmamaktadır yine de savrulma riski vardır. Porsche 1966'dan 1969'a kadar ürettiği 911 marka araçlarda ağırlık artırımı yaparak soruna pratik bir çözüm bulmuştur. Saatte 225 km hızla giden araçlarının ön tarafına döküm demir sağ ile sol tarafa birer akü koyarak aracın yere yapışmasını sağlamıştır. Teknik açıdan daha akıllıca çözüm ise spoiler kullanımı ile gelmiştir. SPOİLER (avantajları dezavantajları) Bu bir genel kuraldır ; Bir cismi yere ne kadar bastırırsanız o kadar zor kaydırırsınız.İşte bu kuraldan yola çıkarak diyebiliriz ki bir arabanın arkası yere ne kadar çok basılırsa, o kadar zor kayar. Arka kanat takılması olayı, özellikle yüksek hızlarda yol tutuşunu arttırmak için yapılan bir uygulamadır. Arabanın yardığı hava, arkaya taktığınız biraz öne doğru yatırılmış kanata çarparak bir kuvvet uygular ve arabanın arkası yere doğru bastırılır. Bu arka kanatların açısı çok önemlidir. Ne düz olmalıdır, ne de fazla eğik.Piyasadaki arka kanatlardan Renault 21'lerde görebileceğiniz , dümdüz olanları görüntüden başka bir işe yaramazlar. Ancak bir Subaru Impreza 'ya baktığınızda, hem kanadın büyüklüğü hem de biraz öne doğru eğilmiş yapısı, arabanın arkası üzerinde büyük bir kuvvet uygular ve arka tekerleklerin tutuşunu büyük oranda arttırır. Bu da sizin kullanımınıza ister otobanda yüksek hızlarda olsun, ister virajlarda olsun, daha doğrusal, stabil bir sürüş sağlar. Arka kanat uygulamasında dikkat edilmesi gereken nokta ise şudur : Araca arka kanat takıldığı zaman yüksek hızlarda oluşacak baskıdan ve arabanın arkasının yere daha çok bastırılacağından dolayı, tekerlekler üzerine normalden daha fazla basınç gelecektir. Tekerleklerin bu basınca karşı koyabilmek için normal değerinden biraz daha fazla şişirilmesi gerekmektedir. Kesin bir şey söyleyememekle birlikte ben olsam, kanadın boyutuna ve etkisine göre arka tekerlekleri fabrika verilerinden 1 ya da 2 psi daha fazla şişirirdim.. Avantajı, dezavantajı Dezavantajı ise yakıt tüketimini bir miktar arttırmasıdır ancak bu önemsenecek boyutlarda değildir.Ön Tampon-Altı rüzgarlık uygulaması normalde bir araba giderken, önündeki havayı yararak ilerler. Yardığı havanın büyük bir bölümü arabanın üstünden diğer miktarı da arabanın altından ve yanlarından geçerler. Yarılan havanın, arabanın altından geçen kısmı, arabaya alttan bir miktar kuvvet uygulayarak aracı az da olsa yerden kaldırır. Bunun karşılığında da aracın üstünden geçen hava arabayı yere bastırır. Ama biz daha iyi bir yol tutuş istiyorsak, arabanın altından geçen hava miktarını azaltabiliriz. Bunun için ön tamponun altına yaklaşık 5cm yüksekliğinde ek bir parça takılabilir. Bu takılan parça arabanın yardığı havanın, aracın altına girmesine bir miktar engel olur, bu sayede de yol tutuş bir miktar iyileşir. Özellikle yüksek hızlarda arabayı kontrol etmekte zorlanıyorsanız, arabayı düz bir çizgide tutamıyorsanız, araba sanki hafifmiş ve sağlam bir şekilde gitmiyormuş gibinize geliyorsa, ön kanat uygulaması sizin sorununuza çare olabilecektir.. Sonuç Özellikle motor modifiyesi görmüş ve motor gücü arttırılmış araçlarda, ön ve arka rüzgarlık uygulamaları son derece gereklidir. Motor gücü artmasına rağmen, halen hafif olan araç, yüksek hızlarda dengesizlik, kontrol zorluğu çekebilir. Mesela 180 hp olan bir POLO GTI 'ı siz 220-230 hp yaptıysanız bu araba uçma eğilimi gösterebilir (şaka yapmıyorum).Bunun için ön ve arka kanatlara acil olarak ihtiyaç vardır.. Araçların Kanatları Spoilerlar Spoiler denince bir çok kişinin aklına Ankara trafiğinde araçların yüzde 90'ında dekoratif amaçla bulunan sonradan monte edilen plastik parçaları gelir. Peki spoiler gerçekten dekor mu? Yoksa araba üzerinde bir işlevi var mı? Araçların ağırlığı hızları yükselttikçe azalır. 30 km hızla giden araç ile 130 km hızla giden bir aracın ağırlıkları çok farklı olur, araç hızlandıkça hafifler, hafifledikçe de kontrolü zorlaşır. Bu noktada spoilerlar devreye girer.Araçlarda ön ve arka olmak üzere iki tür spoiler bulunabilir. Araç, önünde bulunan havayı yararak ilerler, eğer aracın arkasında doğru dizayn edilmiş bir spoiler varsa hava spoilera çarparak aracın arkasını yere bastırır.Bu da aracın ağırlığını; dolaylı olarak da yüksek süratteki yol tutuş kabiliyetini arttırır. Eğer aracın arkasında bulunan spoiler iyi dizayn edilmemişse aracın yol tutuşunu son derece olumsuz etkiler. Aslında spoilerları uçakların kanatlarına benzetebiliriz. Kanatlar uçakları havaya kaldırmak için ve buna göre tasarlanmıştır, spoiler ise aracın havalanmasını,aksine yere daha sağlan tutunmasını sağlar. Uçakların 200 km'den sonra havalandığını ve Porsche 911 Turbo'nun 300 km son sürati olduğunu düşünürseniz ,bazı arabaların spoilera olan ihtiyacının ne kadar çok olduğunu daha kolay anlayabilirsiniz.. Eğer aracınızda fabrika çıkışı bir spoiler mevcutsa (motor modifikasyonu yapmadığınız sürece) ekstra olarak bir şey yapmanıza gerek yok. Ama sonradan aracın arkasına spoiler taktırdıysanız arka lastiklerinizin havalarına dikkat etmeniz gerekir. Spoiler takıldıktan sonra yüksek hızlarda arabanın arkası yere basılacağından arka lastiklere normalden daha fazla baskı gelecektir. Arka lastikleri fabrika değerinden biraz daha fazla şişirerek bunun önüne geçebilirsiniz.Araç havayı yarıp ilerlerken bir miktar hava da aracın altından geçer. Bu hava akımı aracı yukarı doğru kaldırır, yani hafifletir. Otomobil üreticileri bunu düşünerek ön spoilerları üretmiştir. Ön spoilerlar aracın altından geçen havayı büyük ölçüde keser ve aracın yol tutuşuna katkıda bulunurlar.Spoilerlar doğru uygulandıkları taktirde araçların yol tutuşlarını güçlendirirler. Fakat yanlış uygulamalar aracın yol tutuşunun bozulmasına, daha fazla benzin tüketimine neden olabilir. Genellikle otomobillerini tune edip güçlerini yükselten kişiler yol tutuşlarını iyileştirmek için spoiler kullanırlar. Hava direnç katsayısını azaltmak için yapılan çalışmalar, Otomobil firmaları ve Aerodinamik yaratıcıları için,hava direnç katsayısı çok önemlidir.Aracın kaportası çevresinde akan havanın mümkün olduğunca kesintisiz ve pürüzsüz bir yüzey etrafında akması sağlanarak direnç katsayısı daha da düşürülebilir. Bu amaca yönelik olarak,araçlarda kapı camlarının ve farların kaporta ile bir yüzeyde dizayn edilmesi, ön ve arka camların daha yatık dizayn edilmesi, yan aynaların formunun aerodinamik özellik taşıması, lastik oyuklarının genişletilmiş çamurluklarla örtülmesi, ön ve arka tekerlekler arasına etekler yerleştirilmesi, ön panel altına hava kesiciler (airdam) yerleştirilmesi, jant kapaklarının mümkün olduğunca aerodinamik yapıda imal edilmeleri, aracın altındaki düzgünsüzlükleri alt kaplama takviyesi ile kamufle edilmesi gibi önlemlere rastlanmaktadır.Günümüzde yukarıda bahsettiğimiz önlemler sayesinde direnç katsayısı ; Binek araçlarında 0,25'e ,Otobüslerde 0,5'e ,Motosikletlerde 0,4'e ,Kamyonlarda ise 0,65'e dek düşürülebilmiştir. Şöyle örnekleyeyim, Hava akımı içinde ,akım yönüne dik olarak tutulan bir levha için bu değer 1.28, paraşütte 1.70, tabanca mermisinde 0.3, futbol topunda 0.29, yolcu uçaklarında 0.25, bomba ve yedek yakıt tankı taşımayan savaş uçaklarında 0.20 civarındadır. Bu arada laboratuvar çalışmalarında bulunan sonuçların normal trafikte tespit edilenler ile uyuşmaması çoğunlukla rastlanan haldir. Çünkü araca etkiyen yan rüzgar, yük durumu vb. faktörler direnç katsayısına doğrudan tesir ederler. Açık bir pencere, bagajdaki 20 kg'lık fazla yükün oluşturduğu yere yaklaşma değeri veya kullanılan lastiklerin daha kalın olanlarıyla değiştirilmesi gibi hallerde direnç katsayısı değeri %10-12 artış gösterir. Küçük gibi görünen bu artışın ise yakıt sarfiyatının %5 yükselmesine neden olduğu tespit edilmiştir. Buda yine baya meşhur olan Lemans 24 Hours yarışlarındaki uçan Porsche ; KAYNAK
  35. 7 points
    Erçay

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Bugün hatunun işten çıkması beklerken, @lokomotif için bir parça almak üzere ustamın yanına gittim, sonra onlar parça almaya şaşmaza gitti, boş durmayım bari 2 dedim 2 ay önce aldığım iridyum bujileri takayım dedim, demez olaydım... bu sıcakta vida bile gevşetmeyin benden tavsiye
  36. 7 points
    SequentiaL

    Turbo Araçlarda Asla Yapmamanız Gereken 5 Şey

    Turbo otomobillerde asla yapmamanız gereken 5 şey Çağımız, artık otomobillerin tükettiği yakıttan mümkün olan en fazla verimi almalarını gerektiriyor, bu da turbobeslemenin çok daha yaygın kullanılmaya başlanmasına sebep oldu. Turboşarjın sağladığı yoğun güç ve verimlilik, alışık olmadığımız motor tepkilerini ve işler ters gittiğinde bozulabilecek daha fazla parçayı da beraberinde getiriyor. YouTuber Jason Franke, Engineering Explained isimli kanalında turbolu otomobilinizin ömrünü uzatmak için dikkat etmeniz gereken 5 maddeyi sıralamış. Motoru çalıştırır çalıştırmaz sert kullanmayın “Devirli kullanmadan önce motorun ısınmasının gerektiğini herkes bilir, ancak otomobillerin çoğu sadece soğutma suyunun hararetini göstermektedir. Oysa motor yağının ısısını düzenleyen bir termostat bulunmadığından, yağın ısınması daha uzun sürer. Soğuk yağ da motorun içinde daha ağırkanlı bir şekilde hareket eder; dolayısıyla ilk çalıştırma esnasında motorunuz mekanik sürtünmelerden tam olarak korunamamaktadır. Turbo otomobillerde bu durum daha da büyük önem taşır, çünkü motor yağı bir de fazlasıyla yüksek devirde dönen ve yine fazlasıyla yüksek ısı ortaya çıkaran turboyu beslemektedir. Her otomobil için aynı şeyi söylemek mümkün olmayabilir, ancak motor yağının göstergede gördüğünüz soğutma suyu hararetiyle aynı ısıya ulaşması arasında birkaç dakika fark olabilir.” Devirli kullanımın hemen ardından motoru stop etmeyin “Devirli kullanımın sonucunda motor bölümünde, özellikle de turboşarjın bulunduğu bölgede motor yağından çok daha sıcak ‘ kızgın noktalar ’ oluşur. Motoru direkt olarak kapattığınızda yağ akışını da kesmiş olursunuz ve bu sıcak noktalarda kalan yağ ‘pişer’, bir kısmı buharlaşır ve motorun diğer kısımlarında kalan yağdan daha koyu hale gelerek akışkanlığını kaybeder. Bu durum motor yağının ömrünü azaltır ve sonraki çalıştırmalarda daha az koruma sağlayacağı anlamına gelir.” Motoru “boğmayın” “Düşük devir, yüksek viteste kullanmayın. Birincisi, motora otomobilinizi hızlı ilerletmesini söylüyor ama bunu şanzımanın en olmadık dişlisindeyken yapmasını istiyorsunuz! İkinci olarak da, motora düşük devirde fazla yük bindirdiğinizde enjektörler gerekli yakıtı püskürtebilir ancak motor karışım için yeterli havayı çekemeyecektir. Bu da motorun zengin hava/yakıt karışımıyla çalışmasına sebep olarak emisyonu yükseltir ve katalitik konvertöre zarar verir. Bu şekilde kullanım daha ilerki safhalarda daha büyük mekanik problemlere yol açabilir ve rutin kontrollerde bu problemlerin fark edilmesi pek de kolay değildir.” Düşük oktanlı yakıt kullanmayın “Özellikle de motorunuz mekanik olarak modifiyeli ise. Turboşarjlı motorların yanma odasındaki basınç ve sıcaklık daha yüksektir ve bu yüzden sıkıştırma oranları da bunu kompanse edebilmeleri adına, atmosferik motorlara göre daha düşüktür. Otomobiliniz modifiyeliyse hava/yakıt karışımını biraz zengin tutup yüksek oktanlı yakıt ile sorunsuz kullanabilirsiniz. Bunun yerine turbo basıncını düşürüp ‘timing’i geciktirmek de bir yöntem ama performans kaybına sebep olacaktır. Dolayısıyla yüksek oktanlı yakıt kullanmanız performans kaybı yaşamamanızı sağlar.” Virajlardan tam gaz çıkmayın! “Bir otomobilin stabilitesi, ön ve arka lastiklerin ‘ kayma açıları ’nın aynı olmasıyla alakalıdır; bu açı aynı olduğu sürece otomobil ona söylediğiniz yöne gitmekte bir problem yaşamaz. Viraj çıkışlarında ise lastiklerin üzerlerindeki yük artar ve çekişin olduğu lastiklere gerekenden fazla güç gittiğinde kayma açısı kolaylıkla değişir. Bu anlattıklarımın turbo otomobillerle bağlantısı ise şu: Yeni otomobillerde az olsa da, turboşarjlı motorlarda bir güç gecikmesi ( turbo lag ) mutlaka vardır. Viraj çıkışlarında tam gaz yaptığınızda çekişin olduğu lastikler bir anda fazla torka maruz kalarak kolaylıkla tutuşunu kaybeder. Önden çeker bir otomobil bu durumda önden kayacakken, arkadan itişli bir otomobilinse arkası açılır. Uzun lafın kısası, iki çeker ve turbo bir otomobille maksimum viraj performansı elde etmek için (ya da maksimum güvenlik için!) virajlarda gaz pedalına nazik davranmanız gerekli." Kaynağı Gör
  37. 7 points
    megatron

    Legacy nexsus 7 projem

    Uzun uğraşlar sonucu bitirdim.ufak tefek görsel işleri kaldı sadece.
  38. 7 points
    İrfan ÖZKAN

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Güle güle keyifle kullan inşaallah @SequentiaL hayrını gör. Bende çok sevindim araba kendine geldi motorun sesi soluğu kesildi ufak tefek şeyler dışında motor sorunu kalmadı.
  39. 7 points
    enigma

    Subaru Forester Otomatik Şanzıman Geç Vites Atıyor

    öncelikle başta nitro37 olmak üzere serhat44,tourist ve emre-sti teşekkür ediyorum. bilgi ve tecrübenin ne kadar değerli olduğunu birkez daha gösterdiler. araç şaşmaz aydoğmuş şanzımanda sırasını bekliyordu (allahtan sıra vadı, bu arada Türkiyenin dört bir yanından bozulmuş şanzımanlar her gün oraya gelmekte). en son nitro37 arkadaşımızın uyarısı ile ben tekrar aracın yanına gidip aracı Tork Subaruya götürdüm. zaten durumu anlatınca sağolsunlar Hakan Usta ve Orhan Usta hemen teşhisi koydular. switch değişti. önce benzer durum devam etti ancak program güncellemesi (switchin tanıtılması) ile sorun tamamen çözüldü. yetkili servisteyken aracın durumu Japonya ya kada soruldu. cevap şanzıman açılacak. arıza kodu olmayınca kimse birşey bilmiyor, yapamıyor. yetkili servislerin bu forumu takip etmeleri gerekiyor bence.
  40. 7 points
    Osman A.

    Jaspa Subarunun İkinci Ayıbı - Sorun Giderildi

    Öncelikle böyle bir konu paylaşmaktan çokta hoşnut olmadığımı belirtmek isterim ve ama yaşadığım bu kötü deneyim beni yazmaya mecbur kıldı. 2010 Legacy'mi satınca 2005 forester Xt aldım, km ve yıl yüksek olunca araçta değişecek, bakım yapılacak çok şey çıktı. Bunlardan biriside Şarj dinamosuydu. Akü değişim sırasında aracın şarj dinamosunun aracı şarj etmediğini öğrendim, şarj değeri 13,0 volt un üzerine çıkmıyordu. Elektrikçi ustama aracımı götürdüm ve teşhis konuldu; konjektörler değişecekmiş ve yeni konjektör aldım, montajı yapıldı. Montaj sonrası aracın şarj değeri 14,2 volta yükseldi ama beraberinde arıza ışığı yandı. Bu yorucu süreçte sağolsun Özgür hocam imdadıma yetişti, kimsenin yapmayacağı bişeyi yaptı ve kendi aracının şarj dinamosunu verdi. 1 gün kullandım ve aracımda ne arıza ışığı yaktı ne de şarj etmeme sorunu oldu. Bundan dolayı olmadı yeni bir şarj dinamosu alayım hiç başım ağrımasın diye düşünürken Jaspa İbrahim beye yazdım. İbrahim beyde "bugün konjektör yarın diyot olur, en iyisi yeni bir dinamo al" diyerek beni yönlendirdi. Sipariş verdim 1461 tl ye yeni bir dinamo aldım. Ürünü alırken meblağ yüksek olunca "indirim yapar mısınız? diye sorunca İbrahim bey "önce olmaz sonra tamam Size bişeyler yaparım" dedi. Ürünün ücretini taksit olsun diye mail-order ile yaptım, çekim yapıldığında indirim yapmadığını gördüm. Kargo ücretini belki hediye eder derken 20 küsür tl kargo ücreti ödedim. İçine belki bir hediye koymuştur derken sadece ürünün geldiği gördüm. Böyle bir beklenti içine niye girdim diye sorarsanız; Forumda birçok arkadaşım İbrahim bey şöyle yüce bir insan, böyle kıymetli birisi diye övgülerde bulunuyor... neyse.. Ürünün montajını yaptık, mutlu son olmasını isterken yine aynı sonuç şarj voltage değeri 13,0 volt üzerine çıkmıyor, Ustamda en son çare eski dinamomu tekrar revize etti, orjinal konjektörünü taktı, lehimlerini ve kömürlerini yeniledi, taktık araç normale döndü. Dolasıyle bende İbrahim beye ürünle ilgili dönüş yaptım, İbrahim bey forester xt lerin 13,0 volt ile şarj olduğunu ürünün normal olduğunu belirtti. Ben de bu normal değil diye ısrarcı olunca O bizim "misyonu insan kazanmak olan parayı ikinci plana atmış olan" diye tasvir edilen İbrahim bey telefonda bana nasıl bağırmaya başladı. "Ben o ürüne fatura kestim tekrar alamam, aklınız nerdeydi ? Daha önce kömürlerini değiştirseydiniz vesaire... Ustalara bana neler saydı, bir küfür etmediği kaldı, bende hala iyi niyetle ve bu tepkinin şaşkınlığı ile hala diyorum ki "abi iade edeyim ürünü ihtiyacım olan başka şeyler var, onları alayım" bir süre bağırıp kızdıktan sonra sakinleşti ve ürünü göndermemi istedi. Ürünü kargoya verdim, almayı planladığım ürünleri listeledim gönderdim. İbrahim bey dönüş yaptı ve bana şöyle dedi; " ben fatura kesdim o yüzden kdv yi iade edemem geriye kalan miktarca bişeyler alabilirsin? Yani benim 230 tl paramın üzerine kondu, geriye kalan miktara ürün gönderdi ve yeni gelen ürünlere fatura kesmemiş ama kdv li fiyatlar üzerinden göndermiş, 126 tl bana kdv ödetip kendisi bu kdv nin faturasını kesmemiş. Toplamda bana 356 tl ceza kesmiş... Ben hayatımda böyle bir insan görmedim, bu nasıl bir ticaret ahlakı nasıl bir insanlık bilemiyorum... Ben ürünü alıyorum ve 1 gün sonra ürün uymadığı için iade etmek istiyorum, (ki isterse faturayı çok rahat iptal edebilir), tüketiciyim ve bu benim kanuni hakkım. Ama Jaspa İbrahim bey hem kalp kırıyor, müşteri ve insan kaybediyor hemde hakkı olmayan bir paranın üzerine konuyor... ve ben hakkımı helal etmiyorum kendisine... Durum bu şekilde yazdığım herşeyin belgeleri elimde mevcut, kimseye iftira veya itham da bulunmuyorum, olanları yaşadığım şekliye yazdım, yaşadıklarım beni cidden çok üzdü, Sözün bittiği yerdeyim...
  41. 7 points
    bougoss

    Aracınızda Muhakkak Olması Gerekenler

    Benim olmazsa olmazim 2 adet bebek oto koltugu, 2 adet bebek arabasi.. ikiz candir[emoji4][emoji4] HTC One_M8 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  42. 7 points
    hakkı0707

    Bugün Subaru'na Ne Yaptın ? - II

    Farları temizledim. LG-H815 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  43. 7 points
    megatron

    Legacy nexsus 7 projem

    Detaylı Video
  44. 7 points
    İrfan ÖZKAN

    Spacer Nedir? Nasıl Olmalıdır?

    Bence aracın dinamiği bozulacağı ve ön arka düzene bindireceği aşırı yük nedeni ile asla kullanılmaması gereken bir üründür. SM-G800H cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  45. 7 points
    demokritos

    2017 Mazda 3 Satışa Sunuldu

    Yani asıl sorun güzide Japon firmalarımız Türkiye'ye görece daha alt modelleri gönderiyorlar. Gerçi bunu Amerikan, Alman, Fransız, İtalyan firmaları da yapıyor. Çünkü Türkiye'de 80.000 TL'lik araba için bir 80.000 TL'de devletlümüze ödüyoruz. Üstüne MTV, üstüne zorunlu trafik (1000 TL desek), üstüne kasko (1000 TL desek), üstüne de dünyanın en pahalı yakıtını alıyoruz. İşimiz zor. Napıyor dünya markaları, bunlar hapı yutmuş diyor, bir de bizden yemesinler, bu ve bunun gibi ülkeler için görece dandik ürünler üretelim. Yazık, onlar da bunları alsınlar. Varsınlar bize fransızlaştı desinler. Biz yine karımızı ederiz. Japon markalara bakalım. Peki bunu Subaru yapıyor mu? Çok da yapmıyor açıksası. Zaten her modele 2-3 seçenek sunuyorlar, onlardan düşük olanı bize gönderiyorlar. Levorg 2.0 300 GB'yi, XV 2.0 modellerini, WRX STİ'leri göremiyoruz buralarda. Subaru diğer japon markalara nazaran Mazda hariç küçük bir firma olduğundan kaliteyi düşürmüyor, boxer motordan, AWD'den ve diğer önem verdiği özelliklerden vazgeçmiyor. Nissan yapıyor mu? Yukarda güzelce anlattınız Honda yapıyor mu? Dik alasını. Toyota yapıyor mu? Yapıyor. Mazda yapıyor mu? Kısmen. Mazda ise burda son birkaç yıldır anladığım kadarıyla atağa kalktı ve bizde Toyota ve Honda gibi olmalıyız diyerekten ARGE'ye daldı ve yeni motor teknolojileri üretmeyiz diyerekten aslında Nissan'ın yaptığı gibi Avrupalılaşma yoluna gitti. Nissan bunu Renault ile ortak olarak yaptı. Mazda kendi başına yapmaya çalışıyor. Napıyor, motoru küçültüyor, emisyonu azaltmaya çalışıyor, az yakıt yapmaya çalışıyor. Uğraşıyor bunun için, güzel de yapıyor belki de. Ama sonuç ne oluyor, az yakan, görünüşü güzel, hantal ve güçsüz arabalar. Yukarıda paylaşılan fotoğrafını gördüğümüz Mazda 3 hatchback, fotoğraflardan göründüğü kadarıyla: otomatik vites, bose ses sistemi var, önden çeker, deri koltuk yani full modellerden. Tam model detayını bilmiyorum ama yaklaşık 120.000 TL'lik bir modele denk geliyor, ki 139.000 TL'ye kadar var. 1.5 motor, 105 ya da 120 beygir, dizel ya da benzinli bir Mazda 3 için biçilen fiyat 120.000 TL. dizel modelin 0-100 km: 11.2 sn benzinli modelin 0-100 km: 11.9 sn. performansı görmek açısından yazdım. Bu arabanın avrupa pazarında aşağı yukarı muadili ne WV golf. Golf 78.000 TL'den başlayıp, 123.00'e kadar gidiyor. Performans açısından Golf'ün 1.6 TDİ modeli hariç tüm modelleri, Mazda 3'e 0-100'de en az 1 saniye fark açıyor. Burada sadece performansı örnek olarak veriyorum. Tüm bileşenleri karşılaştırmamak adına. Neredeyse 120.000 TL'ye bir binek araç alacaksınız 60.000 TL'lik Renault Clio soldan tokatlayıp geçecek sizi (ikisi de 2017 m0del). Megan'ı söylemiyorum bile. Citroen C3 dizeller tozunu attırır valla. Mazdaları: Subaru'yla karşılaştırılım. Kardeş markalar sonuçta, küsmeyiz birbirimize Mazda 3'ün en ucuzu kaç para? 87.000 TL. (Fotoğraftakini demiyorum o pahalı) Subaru'da en yakın karşılığı ne? Subaru XV, o kaç para. 93.000 - 113.000 TL arası değişiyor. Tür olarak bu iki araç çok farklı ama fiyat açısından karşılaştırıyoruz (Türkiye üzerinden). Türkiye'de Impreza satılsa onun üzerinden karşılaştırırdık ama maalesef yok. İyi ki de yok Mazda açısından bakınca XV, 1.6 motor, AWD, performans olarak Mazda 3 haliyle daha iyi. Diğer özelliklere yine girmiyorum, ibre doğrudan XV'ye döner. Herhangi bir Mazda 3'ü Levorg ile karşılaştırma zahmetine bile girmiyorum ama fiyatlara bakınca 140.000'e Mazda 3'ü görünce ve 142.000 TL'lik Levorg insanın aklına geliyor ve insana bir gülümseme geliyor. Bakıyoruz Mazda 6'ye hadi Levorg'un muadili olabilir diyoruz. Bakıyoruz 174.000 TL. Araca bakıyoruz. 2000 motor, 165 beygir. 0-100:10.1 sn., önden çeker araç Levorg'a bakıyoruz: 16000 motor, 170 beygir, 0-100: 8.9 sn, 4 çeker araç. Mazda 6'nın en bilindik Avrupa muadili ne Passat. 91.000'den 251.000'e kadar gidiyor. 251.000'lik Passatların 0-100: 6.1 sn. 91.000 TL'lik Passat'ın 9.7 sn. Mazda 6'ya 174.000 TL vermek fiyat/performans açısından fantaziden başka bir şey değildir. Subaru XV'nin Mazda'daki muadili Mazda CX-3 oluyor. 106.00 TL. Mesela o tercih edilebilir. XV'nin baz modeliyle arada 13.000 TL fark var. Otomatik olanları karşılaştırdım yoksa Mazda CX-3'ün manueli'de var o da 95.000 TL civarı ama o önden çeker. Burda bir alıcı kararsız kalabilir ve CX-3'ü tercih edebilir, ben olsam ben de düşünürdüm açıkçası. Ama CX-5'e gelince tabiki Forester. Diyeceksiniz ki bunu niye yazdım. Burda hiçbir markayı yermek ya da germek değil amacım. Marka fanatikliği de yapmıyorum. Türkiye gibi ülkede böyle paralar arabalara verilecekse biraz hakkını vermesi gerektiğini düşünüyorum. Malum ÖTV ve KDV'ler. Onlardan bağımsız düşünebilsek işler değişir. Bu yüzden Subaru fiyatının hakkını nispeten veren arabalardan, çünkü onu farklı kılan bir çok özelliği var. Ama özellikle Mazda 3 ya da 6'nın o fiyatların arabası olmadığını söyleyebilirim. Wolkswagen'de değil, Renaultda değil, diğerleri de değil. Mazda yeni atımlarıyla biraz bu pazara el atmaya çalışıyor ama Türkiye'de bu fiyatlarla işi zor. Neredeyse yarı fiyatına bir Passat almak varken kimse 174.000'e gidip Mazda 6 almaz ya da 100.000'e Golf almak varken 120.000-130.000'e benzer özelliklerde Mazda 3 almaz. Sadece çok sevenler alır. Yaptığı yeni atılımlar bu piyasaya yönelikse ona göre fiyat politikası geliştirmesi gerekli. Diğer Japon araçları yapıyor bunu. Mazda, Mazda 3'ü Toyota Auris fiyatlarına yaklaştırır, Mazda 6'yı ise alt kalite muadili Corolla seviyelerine yaklaştırırsa, aynı olsun demiyorum yaklaştırırsa tercih edilebilir ya da Golf - Passat modellerine ama bu haliyle benzer özelliklere sahip araçlar için kim niye o paralara mazda alsın. Ha eski ilkelerimizden ödün vermeden araba üretip satacağız diyorlarsa 1.5 motorluk 105 beygirlik, güçsüz araçlar ne oluyor. Maksat az yakıt tüketimiyse, 174.000 TL fiyat biçtikten sonra onunla neredeyse aynı yakıtı tüketen 90.000 TL'lik Toyota Corolla ile kafa kafaya gitmek de Mazda 6 sahibini ağlatır. Zaten 174.000 TL'yi alırken, az tüketeceğin 10 yıllık yakıtın parasını peşin alıyor. Amerika'da yaşasak 22.000 dolara Mazda 6 alınabilir mi? alınabilir. Ama 19.000 dolara Impreza, 26.000 dolara WRX almak varken, alır mıyım? almam tabi İşin özü Mazda, iyi hoş araba da, Türkiye'de bu fiyatlara, bu performans ve özelliklere 1-2 model harici alınmaz.
  46. 7 points
    İlter

    Outback 2.5 LPG Uygulaması

    2.5ler sohc motor olduğu için lpg ye en uyumlu subaru motorudur, alıp tüpü basıp tepe tepe kullanırsınız. Subap ayarı da 300 liraya yapılıyor motor inmediği için. Yakıtı da CVT olduğu için baya düşük. Tek sıkıntısı model yılından dolayı vergisi.
  47. 7 points
    İlhan

    Ne kadar Dikkatliyiz

    Merhaba, Öncelikli olarak konu çok güzel ve hassas bir konu. Kendi adıma teşekkür ediyorum, böyle bir farkındalık yarattığınız için. Umarım yeterince ilgi görür bu konu. Her ne kadar bir "Subaru" kullanıcısı olmasam da, tüm trafik kurallarına uyarım. Sadece trafik kuralları değil, aracımın periyodik bakımlarını zamanında yapar, lastiklerimi ömrünü tamamlamasını beklemeden değiştiririm. Traikte yol alma, isteme, verme vs tartışmasına girmem. Yol isteyen herkese, "yol benim mi de vermeyim" sloganıyla, yolu veririm. Otoyolda en sağ şeritte 80-90 km hızda seyir halindeyken, yol isteyen servis minibüsüne. Emniyet şeridine geçerek yol vermiş bir sürücüyümdür. Bir bisiklet sever olarak, trafikteki bisikletlilere ayrı bir saygım ve dikkatim vardır. Benim sağımda, solumda, önümde fark etmez nerede giderse gitsin, yol önceliği onundur. Aynı keza yayalar, nerede olursa olsun yol veririm. Kaybedeceğim 3-5 saniyeden hiç bir zarar görmem. Direksiyon başında mümkün olduğunca dikkatliyimdir. Cep telefonu elime alıp kullanmam. Ön camda solda telefon tutucu da asılıdır. Konuşmam gerektiğinde kulaklık, yada hoparlörü kullanırım. Otomobilime binen herkes muhakkak emniyet kemeri takmak zorundadır. Buna arka koltukta oturan kişi dahil. Ufak bir kazada bile, emniyet kemeri takmadığı için ağır yaralanan yada ölen insanları biliyoruz. O yüzden benim için bu bir kuraldır. Trafikte hız yapan, ona buna sinirlenen, bu sinirini gazlayarak çıkaran arkadaşlara bir tavsiyem var. Çocuğunuzun/çocuklarınızın, eşinizin, anne/babanızın, bir sevdiğinizin fotoğrafını. Aracın içinde gözünüzün önünde bir yere koyun. Ve sürekli hatırlayın, sizin yapacağınız bir hata sonrası. Onları sizsiz bırakıp ve ne denli üzeceğinizi düşünün. Çocuklarınızı yetim/öksüz bırakacağınızı, anne babanıza evlat acısı yaşatacağınızı düşünün. Siz ölüp gidiyorsunuz, ama geride kalanlar peki ! Buna hakkınız var mı ? Birde başkasının canına mal ettiğinizi düşünün ! Bu vicdan azabı ile nasıl yaşayacaksınız ? Çevremizdeki kullanıcıları uyarıyor muyuz ? Yanıtım hayır uyarmıyorum ve bunu tavsiyede etmiyorum. Ve hatta kesinlikle ve kesinlikle uyarmayın derim ! Neden mi ? Trafik Kurallarına Uyalım, Uymayanları Uyaralım ! Bu benim için sadece bir kamu spotudur. Bir dönem Tv'de ve radyolarda yayınlanır dururdu.. Nedeni basit..Devir o kadar kötü ki, kimin ne olduğu ve ve tepki vereceği belli değil. Adam kusurlu, kişiyi ikaz ediyorsun, uyarıyorsun.. Hakaret, küfür ediyor.. Aracı üzerine sürüyor.. Araçtan inip sopayla, levyeyle, bıçakla, silahla,vs üzerine yürüyor, darp ediyor.. Hemen örnek vereyim..Abim eşiyle çocukları ile Eyüp Sultantarafları gezmişler geliyor. Yolda ticari bir taksi sağında, solundan sürekli darlayıp duruyor. Sıkıştırıyor, kornaya basıyor vs..Abim ilk müsait yerde sağa yanaşıp camını açarak ne var diyor yolmu var gideyim vs.. Taksici vay efendim sen ne diyorsun, vs..levyeyle iniyor araçtan. Araçta yengem ve yeğenim var dikkat !! Abim atik davranıp, araçtan hızlıcana inip belinden silahını çekiyor ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. Bu noktalı yerlere bir sürü ihtimal gelebilirdi. Ve her biri eminim tam bir facia olabilirdi. Bu arada abim TSK mensubur, silah mevzusu yanlış anlaşılmasın. Asla ve asla tasvip etmediğim bir olaydır. Abim o olay sonrasında yaklaşık 4-5 yıl silah taşımadı bir daha. Taksiciye silahı çekiyor, kendi aracının üzerine yatırıp kafasına silahı dayıyor ! Ve tüm bunlara eşi ve çocuğu şahit oluyor ! Abim ben normal savunmasız bir vatandaş olsaydım bu levyeyle ne yapacaktın diye soruyor vs..Taksici yalvar yakar, diğer sürücülerin araya girmesi, çağrılan polis vs. Aradan geçen saniyeler sonrasında abim kendine geliyor ve adamı bırakıyor.. Bir anlık sinir, kontrolsüz öfke nelere sebebiyet verecekti.. İşin özü kimseyi uyarmaya gelmiyor arkadaşlar. Özellikle büyük şehirlerde bu durum dahada geçerli. O yüzden kimseyi uyarmaya kalkmayın. Yol mu istiyor verin geçsin, gitsin. Kornaya mı basıyor, taciz mi ediyor, bırakın uymayın..Bir süre sonra emin olun uymadığınız için, ona tat vermeyeceksiniz. Bırakıp gidecek takılmayacak size. Hız yapmayın ve özellikle takip mesafenize dikkat edin. Ülkemizdeki kazaların çoğu yüksek hızlardan olmaktadır. Kontrolsüz güç, güç değildir... Kazasız belasız güvenli sürüşler dilerim herkese..
  48. 7 points
    erhan_41

    Subaru Forester Far Kolu Tamiri Fotoğraflı Anlatım

    @Serhat arkadaşımızın verdiği linki inceledim ve gözümü karartarak işe koyuldum. baştan belirteyim sökmek ve takmak çok basit benzer sorunu olanlar hiç korkmasın başlayalım... direksiyonun altındaki tek vida ile işe başlıyoruz. vidayı söktükten sonra alt kapağı açmak için direksiyon yükseklik kolunu aşağı indirerek alt kapağı çıkarıyoruz,sonrasında direksiyonu yukarı alarak (üst seviyeye) kol ile kilitliyoruz ve alttan baktığımızda kapağın üst kısmını tutan 2 adet vidaya ulaşıyoruz sağ ve sol tarafta birer vidayı açtıktan sonra üst kapağı çıkarmaya gerek yok,sadece serbest kalması işimizi görmemize yetiyor veeeee kolu tutan iki vida karşımıza çıkıyor önemli......: öncesinde kolun altındaki tırnağı bastırarak kablobağlantısını çıkarıyoruz ve alt ve üstteki vidaları açarak kolu elimize alıyoruz. kolun ele alınmış hali maket bıçağı yada benzeri bişeyle görülen kapağı çıkarıyoruz kapağı açtıktan sonra ince düz tornavida yardımı ile içerideki tırnakları basarak üst siyah kısımı çıkarıyoruz.kırmızı okla gösterilen kısımdaki tırnaklarıda dışarı çektirerek beyaz kısmı çıkarıyoruz. devamında tırnakların bastığı alan çıkıyor. ilk bakışta kart üzerindeki kısımda sorun varmış gibi duruyor fakat yapılan ölçümde devrelerde sıkıntı olmadığı gözükünce kolun içine giren kırmızı kabloda şüphe uyandırıyor.kanala firen kabloları hafiften çekince kırmızı kablo direk dışarı çıktı.... dışarı çıkan kablo ucu temizlendikten sonra kılavuz yapılan ince bir tel yardımı ile içeri alındıktan sonra ok ile gösterilen kısımda çıkarılarak lehimi kopan eski yerine lehimlendi.... işlemler tersine yapılarak,kol yerine takıldı VEEEEEE tattaatatata sorun giderildi.
  49. 7 points
    İlhan

    1.6 Dizel Subaru XV Kamuflajlı Hali Kameralara Yakalandı !

    Gönül isterki gerçek haber olsun. Ama bu gün 1 Nisan.
  50. 6 points
    zephyrune

    Subaruda Kış Lastiği Almalı mıyım?

    İstanbul'da yaşıyorum ve normal şartlarda işe gitmek için servis kullanıyorum. Yani aracımı çok sık çıkardığım söylenemez ancak hava sıcaklıkları ne zaman 7 derecenin altını göstermeye başlarsa hemen kışlıkları taktırırım. Ne zaman ihtiyacınız olacağını bilemezsiniz. Geçtiğimiz yıl hiç beklenmedik bir günde yoğun kar yağışı başlamıştı ve yollar tamamen kar olmuştu. O gün araçla gidesim gelmişti işe. Dönüşte ise yolda awd bir çok lüks aracın nasıl madara olduğunu izledim sadece. Debelenmeyi bıraktıklarında selektör ile işaret verip durmalarını isteyip yanlarından usulca geçip gittim hep. Eğer elinizdeki materyalin potansiyelini tam manasıyla alabilmek istiyorsanız ona bunu yapabilmesi için tüm imkanları vermelisiniz. Nihayetinde konunun sadece kar olmadığını da burada tartışmaya gerek yok. 0-2 derecelerde lastiklerin sertleşmesi de risk yaratıyor. O yüzden imkanınız varsa herşeyi olması gerektiği gibi yapın, hava sıcaklıkları 7 derecenin altında seyretmeye başladığında kışlık lastiklere geçin, içiniz rahat olsun, hiç zor durumda kalmayın.
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00
×