ali uslu

Lastik basıncının çekiş üzerindeki etkisi

20 posts in this topic

Share this post


Link to post
Share on other sites

ne kadar yanak genişliği o kadar iyi tutunma yani.........

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kış şartlarında yüksek yanak dar taban avantajlı olur. Ancak basınç konusunda bir fikrim yok düşürünce daha rahat çıkıyor yukarıda. Önerilen basınçlar en iyisidir :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Zaten soğuk ve karlı havada lastik basıncının azaltılması bilinen ve tavsiye edilen birşey.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kış şartlarında yüksek yanak dar taban avantajlı olur. Ancak basınç konusunda bir fikrim yok düşürünce daha rahat çıkıyor yukarıda. Önerilen basınçlar en iyisidir :)

Ali ye katılıyorum. Yalnız yüksek yanak ve dar taban karda avantajlıdır. Buz da durum tersi olmalı diye düşünüyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

"soğuk havada" tutunma artsın diye lastik basıncı düşürülebilir dedim hocam, kar ve buz bu durumdan farklı ki;

1)soguk havada gizli buzlanmaya karşı geniş tabanlı lastik tutunma ve frenlemede iyi

2)karlı havada tabanı dar lastik kullanımda üstündür.

3)yağmurlu havada tahliye kanalları fazla olan lastik tercih edilmelidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Birinci tam tersi, diğer ikisi kesinlikle doğru...

"soğuk havada" tutunma artsın diye lastik basıncı düşürülebilir dedim hocam, kar ve buz bu durumdan farklı ki;

1)soguk havada gizli buzlanmaya karşı geniş tabanlı lastik tutunma ve frenlemede iyi

2)karlı havada tabanı dar lastik kullanımda üstündür.

3)yağmurlu havada tahliye kanalları fazla olan lastik tercih edilmelidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Birinci tam tersi, diğer ikisi kesinlikle doğru...

tabiki herkesin kendi fikri! diğer yanda da bilimsel gerçekler!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu benim kendi fikrim değil, hemşerim, bilimsel olanı yazdım. Sürtünmenin azaldığı zeminlerde (kar, buz ya da çamur vb..) lastik ne kadar dar tabanlı olursa, birim mm2 başına o kadar fazla araç ağırlığı taşır. Yani yere daha fazla kuvvetle basar. Sürtünmenin az olduğu zeminlerde, sürtünmeyi arttırabilmenin yolu, yere birim alandan daha fazla basınç uygulamaktır.

Aslında bu kuru zeminde de bir gerçektir. Ancak kuru zeminde sürtünme iyi olduğundan, lastik hamurunda kullanılan kauçuk, silica vb. materyaller ile, ağırlığın yarattığı tutunma etkisinden öte, malzemenin tutunma etkisi ile de sürtünme yaratıldığı için, geniş tabanlı lastikler daha iyi tutunma sağlar.

Sürtünmenin az olduğu zeminlerde ise, malzeme etkisi ile tutunma kabiliyeti yaratma imkanı minimize olur. Bu sebeple klasik metot olan birimi alan başına düşen ağırlığı arttırmak gerekir.

Yukarıdaki video'da yapılan da bu. Lastiği fabrika basıncının altına indirirseniz eğer, lastik ortası yerden kalkar ve sadece kenarlardan basar. Yani yere temas alanını azaltırsınız. Ancak bunun başka riskleri de var tabii...

tabiki herkesin kendi fikri! diğer yanda da bilimsel gerçekler!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Soğuk havalarda zaten lastik basıncı kendiliğinden düşecektir. Televizyonda her kış, otomobil ile ilgilenenler havayı düşürmeyin diyor. Yazan neyse o kullanılmalı. Fakat tutunmada farkı gerçekten var mı ? İnsanlar muhtemelen yumuşattığını düşünerek düşürüyordur.

Share this post


Link to post
Share on other sites

istediğiniz kadar kaynağa netten ulaşmak mümkün! en basiti yukarıda ki video değil mi?

yukarıda ki videoyu birdaha izleyelim mi?

Share this post


Link to post
Share on other sites

havayı indirdiğin zaman lastiğin ortası içeri doğru giriyor tam basmıyor yere sadece dışardaki dişler basıyor aynı şekilde fazla şişirirsen dışarıdaki dişler yere basmaz oval bir şekilde yere basar araç.En güzeli tavsiye edilen basınç değerlerinde aracı kullanmak.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hiçbir lastik markası prestijini etkilememek için size daha az yada daha fazla şişirin diyemez inik veya daha fazla şişik lastik ile yapacağınız yol normal şişmiş bir lastik ile yapacağınız yoldan hem azdır hemde daha süspansiyon ve motor performansı açısından daha kullanışsızdır ki hiçbir firma kendi ürün gamını kötüleyecek bir söyleme girmek istemez.Ben doğru bildiğimi anlattım, uygulamak isterseniz amenna ama kimseyi zorla fikrime ortak edemeyeceğime göre daha fazla uzatmayacağım.

("kulaktan dolmasın diye" herhangi bir gün uğrayabileceğiniz lastikçinize yada yolda belde es kaza bir kamyoncuya rastlarsanız bide ona sorun)

iyi akşamlar.

Share this post


Link to post
Share on other sites
tire-inflation2.gif

Share this post


Link to post
Share on other sites

Burak' ın yolladığı resim çok açıklayıcı. Bazı durumlara olumlu etkisi olduğunu varsayalım, muhakkak zararı varki firmalar böyle önerilerde bulunuyor. En basitinden lastiğin yıpranması eşit olmaz, uzun vadede tehlikeye yol açar.. Islak zeminde lastik tabanının ortası yere tam basmadığı için bir nevi su yüzeyinde sürüklenecek tutunma çok kötü durumlara gelecek.. Karda acaba faydası var mıdır diye düşünmüştüm.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Arkadaşlar, teknik ve pratik genelde birbirine ters giderler, yani; ben teknik teori olarak sizlere açıklamaya çalışacağım bir olayı pratikte çürütebilirsiniz. Ya da pratikte yapmaya çalışıpta her seferinde başarısızlıkla sonuçlanan bir şeyin zaten teknik olarak imkansız olduğu bir iki teoriyle kanıtlanabilir. Ancak; teknik teori anlatımında hep bir kabuller silsilesi, gerekli şartlar yada olması gereken kurallar listesi yer alır. Bunların tamamı yan yana geldiğinde anlatılan olay pratik olarak da gerçekleşir. Örneğin aracın 120 km/s sabit hızda 100 km sonunda 10 lt yakıt tüketeceği değeri verilir fabrika çıkışında. Bu değere deniz seviyesinde, rodaj süresi tamamlanmış bir motor ile sıfır eğimli 100 metre mesafeyi, uygun hava koşullarında, bagaj boş, ekstra ağırlıklar ve yolcu olmaksızın, camlar kapalı, klimalar kapalı vs. gibi şartlarla ulaşırlar ve 100 km 'ye oranlayıp bulurlar. Teknik olarak verilen bu değere bizler pratik olarak ulaşamayıp hep şikayetçiyizdir.

Bu bağlamda yukarıdaki lastik olayında fikrim; teknik olarak karar verecek hangi insanın, nasıl bir yolda, ne kadar lastik havasını indireceğini ve akabinde ne zaman tekrar normal değerlerine getirmesi gerektiğini bilememesinden kaynaklanan karışıklık ve olumsuzlukların önüne geçilmesi ayrıca lastik ömürlerinin en ekonomik düzeyde tutulabilmesi amaçlı ortak bir karar alınmış gibi olduğudur.

Daha önceden çok kez buz yada karda veya çamurda, kumda lastik havası ile oynayarak ilerledim. Ama kaç kişi yanında benim gibi pompa yada kompresör taşır ve manometre ile bakarak ayarlar tekrar. Arkadaşımdan biliyorum yanına çağırmıştı beni, kıştı, yaklaşık 20-25 cm kadar kar kalınlığı vardı oturduğumuz yerde. Arabanın yolda kaldığını çıkamadığını söyledi, sormadan havasını da düşürdüm ama gene çıkmıyor demişti, aşağıya inip aracın yanına vardığımda ne göreyim? Lastikler janta kadar yerdeydi :) . Sonra benim pompam ile gerekli yüksekliğe ve basıç ayarına getirip çıkartmıştım. Evin önüne geldiğimizde de normal basıncında bırakmıştım.

Yukarıdaki resimde lastiğin bazı durumları görülmekte ancak dururken mi, yolda süratli iken mi, fren anında mı olduğu, ıslak-kuru nasıl bir zemine bastığı açıklanmamış. Resim yanlış mı ?tabi ki hayır, ama hiçbir lastik olduğu yerde sönükken yada havası az iken o şekilde durmaz sadece çok şişirilmiş bir lastiğin resmi doğru olarak nitelendirilebilir. Resim büyük bir olasılıkla yolda 50-60 km/s hızla giderken bahsi geçen basınç ayarlarında çeşitli yol koşullarında lastiğin alabileceği formu gösteriyor. Örneğin çok şişirilmiş bir lastik ile kuru yolda dahi gitseniz lastiğin yola temas miktarı en az düzeydedir ve frenleme mesafeniz uzar, aynı şey ıslak zeminde yada karlı zeminde de geçerlidir. Az şişirilmiş bir lastikle kuru yolda giderken fren yapıldığında lastiğin alacağı form yukarıda resmedilmiştir ve fren mesafeniz gene uzamaktadır. Islak zeminde ve bilhassa su birikintisinde fren yapmasanız dahi suya karşı oluşacak mukavamet kuvvetiyle hakimiyet kaybı yaşatacaktır basınç düşüklüğü.

Bu yüzden özel bazı durumlardan kurtulabilmek için ayarlanacak lastik basıncı sürekli düşük basınçla gidilecek anlamına gelmez. Yada her durumda her yerde sürekli normal basınca bağlı kalınıp gidilemeyecek anlamına da gelmez.

Tabi parası olan isterse run-flat tip lastik seçip önerilen basınç ayarının 1-2 psi altında (22 ise 20 yani) kullanabilir :) .

saygılar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Saygılar...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Fabrika olcusunden daha inik ya da daha sisik lastik kullanmak, aracin yol tutusunu ve fren kabiliyetini azalttigi gibi, dengesiz asinma bakimindan da lastikler icin tehlikelidir. Ayrica yuksek suratle inik kullanmak ya da uzun sure kullanmak, lastiklerin planlanandan daha fazla isinarak ani deformasyona sebep olabilir.

Tecrubeli suruculer sizin de ifade ettiginiz gibi, yaz lastikleriyle ornegin karli bir egime denk geldiklerinde gecici olarak havalarini bir miktar indirerek cikmayi deneyebilir. Ancak yine sizin de belirttiginiz gibi, bu sekilde cok yavas seyretmek ve en kisa surede duzeltmek gerekir. Uzmanlar ve lastik firmalari elbette bunu boyle soyleyemez. Buradaki arkadaslarimin da itiraz ettigi konu, burasi halka ve uyelere acik bir forum oldugundan dolayi, dogru ve tam bilgi vermenin gerekliligidir. Cunku sizin de dediginiz gibi, birakin insanlarin yokusu cikinca tekrar sisirmesini ya da pompa/basinc saati tasimasini, araclarin %80'inin lastik basinci dusuk gezdigi bir memlekette yasiyoruz.

Ben yas olarak cok tecrubeli bir surucuyum. Araclarimi kis lastiginin daha duyulmadigi ortamlarda nerelerde surmek zorunda kaldim hayatimda. İmkansizliklar icinde, o gunun tecrubesiyle boyle YANLİS cozumlerle ilerleme mecburiyeti vardi o donemlerde, yoksa kalirdiniz. Ancak tecrubeli surucu demek gunumuz imkanlariyla, hangi ortamda hangi donanimi kullanacagini bilmek demektir. Gunumuzdeki hava tahmin ve bunu topluma ulastirabilme kabiliyetleri acisindan suruculer neyle karsilasacagini cok iyi biliyorlar. Kis lastigi de neredeyse pazarda satiliyor. Hakeza zincir ve ona banzer yok kar corabi, yok kar paleti vb...

25-30 yil once lastigi indirip, karli yokusu cikana 'vay be tecrube iste' deniyordu. Bugunse kibarca ifade edeyim, oyle denmiyor... O yuzden zaten lastik dogru havasiyla problemi olan ve bir cok da genc arkadasimizin bilgi aldigi degerli forumumuzda bu tip tavsiyeler yapilmasina ben de karsiyim.

Ayrica tuketim ile verdiginiz ornek teori degil, teknik gercekdir. Teori henuz kanitlanmamis bir varsayimdir. Size verilen ve sartlari da acikca belirtilen tuketim verileri, otomobil ureticilerinin testleri sonucu bulunarak teknik veri haline getirilmis, ECE normlarina gore de devlet kuruluslarina test ettirilerek yayinlanmis kesin veridir. Hakeza araciniz icin verilen lastik basinclari.

Arkadaşlar, teknik ve pratik genelde birbirine ters giderler, yani; ben teknik teori olarak sizlere açıklamaya çalışacağım bir olayı pratikte çürütebilirsiniz. Ya da pratikte yapmaya çalışıpta her seferinde başarısızlıkla sonuçlanan bir şeyin zaten teknik olarak imkansız olduğu bir iki teoriyle kanıtlanabilir. Ancak; teknik teori anlatımında hep bir kabuller silsilesi, gerekli şartlar yada olması gereken kurallar listesi yer alır. Bunların tamamı yan yana geldiğinde anlatılan olay pratik olarak da gerçekleşir. Örneğin aracın 120 km/s sabit hızda 100 km sonunda 10 lt yakıt tüketeceği değeri verilir fabrika çıkışında. Bu değere deniz seviyesinde, rodaj süresi tamamlanmış bir motor ile sıfır eğimli 100 metre mesafeyi, uygun hava koşullarında, bagaj boş, ekstra ağırlıklar ve yolcu olmaksızın, camlar kapalı, klimalar kapalı vs. gibi şartlarla ulaşırlar ve 100 km 'ye oranlayıp bulurlar. Teknik olarak verilen bu değere bizler pratik olarak ulaşamayıp hep şikayetçiyizdir.

Bu bağlamda yukarıdaki lastik olayında fikrim; teknik olarak karar verecek hangi insanın, nasıl bir yolda, ne kadar lastik havasını indireceğini ve akabinde ne zaman tekrar normal değerlerine getirmesi gerektiğini bilememesinden kaynaklanan karışıklık ve olumsuzlukların önüne geçilmesi ayrıca lastik ömürlerinin en ekonomik düzeyde tutulabilmesi amaçlı ortak bir karar alınmış gibi olduğudur.

Daha önceden çok kez buz yada karda veya çamurda, kumda lastik havası ile oynayarak ilerledim. Ama kaç kişi yanında benim gibi pompa yada kompresör taşır ve manometre ile bakarak ayarlar tekrar. Arkadaşımdan biliyorum yanına çağırmıştı beni, kıştı, yaklaşık 20-25 cm kadar kar kalınlığı vardı oturduğumuz yerde. Arabanın yolda kaldığını çıkamadığını söyledi, sormadan havasını da düşürdüm ama gene çıkmıyor demişti, aşağıya inip aracın yanına vardığımda ne göreyim? Lastikler janta kadar yerdeydi :) . Sonra benim pompam ile gerekli yüksekliğe ve basıç ayarına getirip çıkartmıştım. Evin önüne geldiğimizde de normal basıncında bırakmıştım.

Yukarıdaki resimde lastiğin bazı durumları görülmekte ancak dururken mi, yolda süratli iken mi, fren anında mı olduğu, ıslak-kuru nasıl bir zemine bastığı açıklanmamış. Resim yanlış mı ?tabi ki hayır, ama hiçbir lastik olduğu yerde sönükken yada havası az iken o şekilde durmaz sadece çok şişirilmiş bir lastiğin resmi doğru olarak nitelendirilebilir. Resim büyük bir olasılıkla yolda 50-60 km/s hızla giderken bahsi geçen basınç ayarlarında çeşitli yol koşullarında lastiğin alabileceği formu gösteriyor. Örneğin çok şişirilmiş bir lastik ile kuru yolda dahi gitseniz lastiğin yola temas miktarı en az düzeydedir ve frenleme mesafeniz uzar, aynı şey ıslak zeminde yada karlı zeminde de geçerlidir. Az şişirilmiş bir lastikle kuru yolda giderken fren yapıldığında lastiğin alacağı form yukarıda resmedilmiştir ve fren mesafeniz gene uzamaktadır. Islak zeminde ve bilhassa su birikintisinde fren yapmasanız dahi suya karşı oluşacak mukavamet kuvvetiyle hakimiyet kaybı yaşatacaktır basınç düşüklüğü.

Bu yüzden özel bazı durumlardan kurtulabilmek için ayarlanacak lastik basıncı sürekli düşük basınçla gidilecek anlamına gelmez. Yada her durumda her yerde sürekli normal basınca bağlı kalınıp gidilemeyecek anlamına da gelmez.

Tabi parası olan isterse run-flat tip lastik seçip önerilen basınç ayarının 1-2 psi altında (22 ise 20 yani) kullanabilir :) .

saygılar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sonucta otomobil ureticileri ve lastik ureticileri beraber aylarca calisip, test yapip, bir modele hangi lastik olcusune ne lastik basinci gerekir bunu tesbit ediyorlar. Ve bunu da araclarin kapi direklerine koyduklari plaka ile belirtiyorlar. Hem de o arac icin opsiyonel ne kadar jant ve lastik olcusu varsa ayri ayri belirtiyorlar. Bu olcu ve basinc degerleri, olabilecek en iyi yol tutus, frenaj, lastik omru vb gibi konular dikkate alinarak olusturulmus teknik veridir, teori degil. Teori ile baslar testler, biri der ki, 2 bar iyidir. Sasi muhendisi, 2barda sasi ve suspansiyon sisteminden istedigi sonuclari alamadiklarini dusunur ve 2.1 e cikalim der. Sonuclari alirsa, yine de 2.2 ye de bakarlar. Aylar ve ulkelerle test sonucunda, tamam der en optimum 2.1! Teori 2.0 idi. 2.1 ise artik teknik standarttir (veri)

Bu konu o kadar onemlidir ki, bazi ulkelerde farkli lastik olcusu ve basinci ile muayeneden dahi gecilemez. Konuyu cok uzatmayayim ama teknik verileri kucumsememek ve ciddiye almak gerekir. Ne kadar tecrubeli olursa olsun hicbir surucunun otomobil ureticileinin test imkanlarina sahip olamayacagi asikardir...

Bir de Subaru'lariniza RFT (run flat) almayin. Bu tip lastiklerin lastik basinc olcme sistemi olmayan araclarda kullanimi yasak ve tehlikelidir. RFT lastikleri de asla tavsiye edilenden daha dusuk basincta kullanmamak gerekir. Yapilari geregi bu lastikler hava kaybinda isinmaya daha meyillidir ve yanaklarin takviyeli yapisi bu duumda hasar gorerek tehlikeli sonuclar dogurabilir. RFT lastiklerin ne kadar inik oldugunu takviyeli yanaklardan dolayi da anlamak zor oldugundan, TPMS ile kullanimi zaruriyettir. Zaten RFT nizi bir olcu dusurseniz basincini, TPMS nin buna izin vermedigini goreceksiniz.

Sonuc olarak, dogrulari bilmek ve uygulamak, modern ve guvenli bir surucu olarak karsilasacagin sartlari arastirarak ve o sartlara uygun arac, ekipmanla yola cikmak gunumuzun iyi ve tecrubeli surucusunun tanimidir.

Simdi karli bir tepe ile karsilastiginizda lastik havasini indirin, cikinca tekrar sisirirsiniz mi diyecegiz? Ne isiniz var oyle bir yerde kis lastiksiz, zincirsiz, paletsiz vb mi diyecegiz? Hadi yokusu cikti, viraj alma, yonlendirme, frenleme ne olacak?

Share this post


Link to post
Share on other sites

mtutun bey;

duygularıma tercüman olmuşsunuz :) . Teşekkürler.

RFT tipi hakkındaki yazımın sonunda gülücük olmasının sebebini yazmışsınız.

Birde ben teknik teorimi terimini örnek olarak verdiğim için teori olarak yazdım, teorim .. , pratikte bakalım .. değer. Teoriyi pratik ile pekiştirip teknik veriyi bulacağız tabi bu kadar kolay ve kısa olmayacak :) . Bir dünya hesap kitap, insan çalışacak, kafa patlatacak. Yoksa tabi ki verilen değerler zaten araç kataloglarında da teknik değerler yada teknik bilgiler olarak kesinleşmiş olan bilgiler yer alır. Teori yada örnek olmaz artık o noktada.

Bizim 92 yılında aldığımız 49 model willy's Jeep'imiz vardı. Ben bu jipte öğrendim sürmeyi, daha sonra 98 yılında 78 model Cj5 aldık. İkiside tamamen orjinaldi ve orjinal olarak da tamir, revizyon, toplama vs. gördü. Daha sonra Cj5 ide 2004'de sattık. Herhangi bir elektronik sistemi (ABS, ESP vb.) yada mekanik bir sistemi ( örn. kilitli diferansiyel) yoktu. Bu jeplerle inanın bir kere aşağı inip herhangi bir yerine bir ayar yada kurcalama yapmadan; kardan, kumdan, çamurdan, ormandan romorklu romorksuz gezdim geçtim, yolda kalmadık hiç. Bir engel ile karşılaştığımızda lastik havası ile oynama, kış lastiği kullanma, zincir takma gibi bir problemimiz olmadı. Viraj alırken normal bir otodan daha yavaş olmanız gerekiyordu haliyle yada yönlendirme yapmanız içinde çok dikkatli olmalıydınız, frenleme dozunu bulunduğunuz şartlara göre ayarlamak tecrübeye kalıyordu.

Artık işler dediğiniz gibi öyle yürümüyor. İmkanlar çok değişti araçlar ve sistemler çok gelişti. İleri sürücülük eğitimleri veriliyor, simülatörler geliştiriliyor insanlar eğitilebiliyor.

Çok üzülürüm; o zamanlar fotoğraf çekme imkanım şimdiki gibi değildi. Dijital makineler yeni yaygınlaşmaya başlamıştı. Aynı yerlere gidip gezmeyi, fotoğraflamayı halen düşünürüm.

Saygılar.

Share this post


Link to post
Share on other sites